ANKARA (ANKA) - Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF)Başkanı Ali Çetin, hastaların yabancı ilaç firmalarının kar hırsı ve doktorların vicdanına bırakıldığını savunarak "Tek tek insanların vicdanına bırakılarak etik olmayan ilaç promosyonu önlenemez. Bu tek tek sivri sinekleri öldürerek bataklığı kurutmaya benzer. Bir sistem kurulmak zorunda" dedi.
TÜDEF Başkanı Ali Çetin, düzenlediği basın toplantısında, aile hekimliğinin getirilmesi ve sağlık ocaklarının kaldırılmasıyla Türkiye'de önleyici sağlık hekimliğinin yok edileceğini savundu. Çetin şunları söyledi:
"Bu çerçevede ise, aşılama ve hastalıklara karşı mücadele etme yok edilecek. Ve Türkiye dönüşü olmayan bir şekilde sağlıkta tanı koyucu ve tedavi edici hizmetlere yönelecek. Halbuki aslolan şey önleyici sağlık hizmetleridir. Önleyici sağlık hizmetleri tümüyle bu noktada kaybolmuş olacaktır. Her ne kadar bunun tersini iddia edenler olsa da pratikte yaşayacağımız budur. Aile hekimliği noktasında özellikle Ankara dışındaki kimi uygulanan illerde ise aile hekiminin oturduğu, tavla oynadığı kahvehanede, meyhanede tanıdıklarına reçete yazdığını duyuyor bunlara şahit oluyoruz. Şu anda aile hekimliğinde önemli olan kelle sayısının ne kadar olduğu. Aile hekiminin sözleşmesinin devam edip etmemesi konusunda kriter baktığı hasta sayısı ve yazdığı reçete olacaktır. Böylesine bir koşulda, aile hekimlerinden kaç tanesi ilaç firmalarının ‘bizim ilaçlarımızı yaz, senin büronun ihtiyaçlarını biz giderelim' dediğinde karşı çıkabilecektir? Hangi hekim reddedecektir? Bu çerçevede etik olmayan ilaç promosyonu sağlığa ciddi bir etki yapacaktır. Bu sebeple tek tek insanların vicdanına bırakılarak etik olmayan ilaç promosyonu önlenemez. Bu tek tek sivri sinekleri öldürerek bataklığı kurutmaya benzer. Bir sistem kurulmak zorunda."
-TARAFLARIN YER ALDIĞI BAĞIMSIZ BİR ETİK KURUL OLUŞTURULMALI-
TÜDEF Başkanı Çetin, kurulacak sisteme ilişkin önerilerini ise şöyle anlattı:
"-Bu alanda bütün tarafların, yani işverenlerin, sağlık örgütlerinin, kamunun, tüketicilerin(hasta ve hasta yakınları) olduğu bağımsız bir etik kurul oluşturulmalı ve kongreler dahil promosyonlarla ilgili tüm kararlar bu kurulca verilmeli.
-Nasıl binek otomobillerde katma değer indirim konusu yapamıyorsa şirketlere de aynı şekilde promosyon konusunda yapılan harcamalarda indirim yapılmamalıdır.
-Promosyonla ilgili yapılacak giderler eğer normal bütçeyi geçiyorsa, bu geçen kısım kanunen kabul edilmeyen gider olmalıdır.
Bu kriterler yanında biz, doktorların ve sağlık alanında bulunanların ilaçlar hakkında bilgilenmelerini bağımsız bir kurul tarafından sağlanmasını, bağımsız bir kaynak oluşturulmasını sağlayabilirsek, o zaman etik olmayan ilaç promosyonu konusunda yol almış oluruz demektir. Onun dışında sadece yakınmaktan öteye gidemeyeceğiz ve dünyanın 3. büyük sektörü olan ilaç sektörü ticarileşmeye devam ederek, ilaç bir ticari meta olarak sadece ve sadece kar amacına yönelik olarak kullanılacak ve pazarlanacak."(ANKA)