ANKARA (ANKA) - Tuzla tersanelerindeki işçi ölümlerini araştırmak üzere kurulan alt komisyonun raporu, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nda kabul edildi. Raporda, "tersanelerde uygulanan ve ilgili mevzuata uygun olmayan taşeronluk sisteminin iş sağlığı ve güvenliğini olumsuz etkilediği, varolan taşeronluk sisteminin işçinin kanundan doğan haklarını tam olarak hayata geçirmesine engel olduğu, sorumluluğunu yerine getirmeyen işverenlerin haksız rekabete yol açarak sektörde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yerine getirilmesi kalitesini düşürdüğü" tespitlerinde bulunuldu.
Tuzla Tersanelerinde yaşanan işçi ölümlerini araştırmak üzere Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan alt komisyonun incelemelerinin ardından hazırladığı rapor, komisyonda görüşülerek kabul edildi.
Raporda, son yıllarda ciddi oranlarda büyüme kaydeden ve 23. sıradan 6. sıraya yükselen gemi inşa sektörünün Türkiye için çok önemli bir ihracat ve istihdam potansiyeline sahip olduğu belirtildi. Raporun hazırlık aşamasında, Tuzla tersanelerindeki işçi ölümleriyle ilgili Gemi İnşa Sanayicileri Birliği Başkanı Murat Bayrak,Gemi Sanayicileri Derneği Başkanı Ziya Gökalp ve dernek yetkilileri, Türkiye Liman, Dok ve Gemi Sanayi İşçileri Sendikası Başkanı H. Necip Nalbantoğlu, Liman Tersane, Gemi Yapım-Onarım İşçileri Sendikası Başkanı Cem Dinç, tersanelerde meydana gelen iş kazalarında hayatını kaybeden üç işçinin aileleri ve tersane işçileri ile görüşüldü.
-"ÖLÜMLER ŞANSSIZLIK ESERİ"-
Raporda, Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Başkanı Murat Bayrak ile yapılan görüşmede, Bayrak'ın gemi inşa sektöründe iş kazalarının her zaman yaşandığını, ancak son zamanlarda bir "şanssızlık eseri" ölümlerin peş peşe meydana geldiğini söylediği ifade edildi. Bayrak'ın, Bakanlık tarafından yapılan denetimler sonucu alınacak her türlü tedbiri aldıklarını, kendilerine sunulan tüm güvenlik tedbirlerini yerine getirdiklerini söylediği kaydedilen raporda, Bayrak'ın "kendilerine ölümleri gizledikleri yolunda suçlamalar yöneltildiği, kesinlikle böyle bir hususun olmadığı" şeklindeki sözlerine de yer verildi. Rapora göre Bayrak, kazalarda işçilerin de sorumluluğunun olduğunu, bazı işçilerin baret takmadığını ve yüksekte emniyet kemeri kullanmadığını savunurken, bakanlıkla protokol yaparak yoğun bir eğitim çalışması başlattıklarını bildirdi. GİSBİR Başkanı Bayrak, kamuoyundaki tartışmaların siparişlerini etkilediği, bazı siparişlerin iptal edildiğinden yakınırken, "insan hakları ihlali konusunda tersanelerde herhangi bir ihlal bulunamayacağı, hepsinin olmasa da birçoğunun dörtdörtlük çalıştığı, ancak taşeronların acele disiplin altına alınıp kontrol edilmesi gerektiği" görüşünü de dile getirdi.
-TAŞERONLAR DA "AŞAĞILANMAK"TAN DERTLİ-
Raporda, Gemi Sanayicileri Derneği (GESAD) Başkanı Ziya Gökalp ve dernek yetkilileri ile yapılan görüşmelere de değinildi. Buna göre GESAD yetkilileri, tersanecilikte çelik, elektrik-elektronik, boru, makine gibi 400-500 kalem iş kolu olduğunu belirtirken taşeron olarak "aşağılandık"larından yakındılar. Kanuni sıfatlarının "alt işveren" olduğunu, taşeronluğun "işçi simsarlığı" anlamına geldiğini kaydeden GESAD yetkilileri, "sektörde 4-5 bin işçiden yan sanayiyle beraber 100 bin işçiye gelindiğini, bundan dolayı birtakım aksaklıkların olabildiğini belirtti. Sektörün çok büyük bir sektör olmasından dolayı tüm tersaneleri ayrıntılı olarak bilmelerinin mümkün olmadığını, çoğu firmanın genellikle aynı tersanelerle çalıştığını dolayısıyla her tersanenin işleyişini bilmelerinin mümkün olmadığını dile getiren yetkililer, her firmanın kendi çalıştığı tersanelerin işleyişini bildiğini ifade ettiler. Sektörde son yıllarda tersanelerin durumunun içler acısı olduğunu da dile getiren GESAD yetkilileri, "ne işçinin ne tersanecinin" kazandığını belirttiler. Dernek yetkilileri ayrıca, "iş kazalarında ölen işçilerin çoğunun taşeronlarda çalışan işçiler olduğunu, çünkü sektördeki işçilerin yüzde 85'inin taşeronlarda çalıştığını, kesinlikle sigortasız işçi çalıştırmadıkları"nı kaydettiler. GESAD yetkilileri de işçilerin çalışma esnasında vurdumduymaz davrandıkları, bazen bareti bile zorla giydikleri iddiasında bulundular.
-SENDİKALAR: TAŞERONLUK SİSTEMİNE ÇEKİDÜZEN VERİLMELİ-
Raporda, sektörde örgütlü sendikaların görüşlerine de yer verildi. Buna göre, DOK Gemi İş Sendikası yöneticileri, sektörde taşeronluk sistemine çekidüzen verilmesini isterken işçilerin çoğunun eğitim düzeyinin ilkokul ya da ortaokul düzeyinde olduğunu, son 10 yılda meydana gelen kazalarda ölenlerin 54'nün ise daha önce hiçbir tersanede çalışmamış işçiler olduğunu bildirdiler. LİMTER İŞ sendikası yöneticileri ise Tuzla'da çok sayıda gurbetçi işçi bulunduğuna dikkat çekerek, bu işçilerin çok kötü şartlarda barındığını, bir göz odada 10 kişi kaldığını vurguladılar.
-KOMİSYON DA TAŞERONLUK SİSTEMİNE DİKKAT ÇEKTİ-
Yapılan görüşmelerin ardından oluşturulan komisyon raporunun tespit ve öneriler bölümünde ise taşeronluk sistemine dikkat çekildi.
Raporda, tersanelerde uygulanan ve mevzuata uygun olmayan taşeronluk sisteminin olumsuz etkileri de özetle şöyle sıralandı:
"İş sağlığı ve güvenliğine kötü etkileri, eğitim eksikliği, iş güvenliğinin üretimin her aşamasında göz önüne alınmaması, tersanelerin sosyal donatılarının yetersizliği, sorumluluğunu yerine getirmeyen işverenlerin haksız rekabete yol açarak sektörde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yerine getirilmemesi, önlemlerin kalitesini düşürmesi vb."
Varolan taşeronluk sisteminin işçinin kanundan doğan haklarını tam olarak hayata geçirmesine engel olduğu kaydedilen raporda, işçilerin işlerini kaybetme korkusu nedeniyle sendikalaşmanın sektörün ihtiyacına oranla yetersiz kaldığı tespitinde de bulunuldu. Öneriler ise şöyle sıralandı:
"-Sektörün artan iş talebi paralelinde ihtiyaç duyulan kalifiye işçi sayısını temin etmek üzere gerekli mesleki eğitim kurumlarının oluşturulması,
-Tuzla tersaneler bölgesinin artan talebi karşılayacak fiziki imkanlara sahip olmaması ve altyapının yetersiz olması nedeniyle gelişen ve büyüyen sektörde Türkiye'nin bölge bölgelerinin değerlendirilmesi, yeni tersane kurulum alanlarının belirlenmesi,
-Sektöre paralel olarak artan yan sanayi kuruluşlarının halkın yaşam alanıyla iç içe olmasının doğurduğu risklerin ortadan kaldırılması amacıyla