ANKARA (İHA) - Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü İsmail Barış, Hüseyin Üzmez davasında 14 yaşındaki B.Ç.'ye verilen Adli Tıp raporunun geciktirilmesi ve avukat tutulmaması nedeniyle soruşturma başlattı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, çocuk istismarı konusunda kurulan alt komisyonun talebi üzerine SHÇEK Genel Müdürü İsmail Barış'ı komisyona davet ederek bilgi aldı. Toplantının ardından bir açıklama yapan Komisyon Başkanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Üskül, bugün gündemlerinde iki konu bulunduğunu belirterek bir tanesinin Nevruz'da yaşanan olaylarla ilgili olarak Siirt, Van, Hakkari ve Yüksekova'da yaptıkları incelemelerin sonunda hazırladıkları alt komisyon raporu olduğunu bildirdi.
Üskül, alt komisyonun hazırladığı raporun görüşüldüğünü ve oy birliğiyle kabul edildiğini açıkladı.
Üskül, çocuk istismarı konularını araştırmak üzere oluşturulan alt komisyonun talebi üzerine çocuk istismarı genel sorunlarıyla aynı döneme rast gelen Hüseyin Üzmez olayının araştırılması amacıyla SHÇEK Genel Müdürü'nü davet ettiklerini belirterek, Barış'ın tüm komisyon üyeleri önünde komisyonu bilgilendirdiğini ifade etti. Üskül, alt komisyon üyelerinin de hem sorularını sorduklarını, hem de önümüzdeki dönemde birlikte yapacakları çalışmaların ön incelemesini yaptıklarını ifade etti.
"ART NİYET OLMASA DA İHMAL VAR" Çocuk istismarı konusundaki alt komisyonun Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Halide İncekara da Üskül'ün açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. 'SHÇEK'in avukat konusunda görevini yerine getirmediği ve zamanında itiraz yapmadığı için Üzmez'in tahliye edildiği haberleri var. Genel Müdür bu konudaki sorumluluğunu kabul etti mi?' sorusu üzerine İncekara, kamunun hantal yapısından ve kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir yetki karmaşasından dolayı zaman zaman bunların yaşandığına işaret etti. İncekara, "Arada bir sürü yazışma, yazışmalarda yapılan hatalardan kaynaklanan gecikmeler. Art niyet olmasa da bir ihmalin olduğu ortada. Kamu davası olan bir konuda SHÇEK'in yanı sıra Muhakemat Başkanlığı'nın ağır hareket etmesi, aradaki yazışmaların gecikmesi. Bu konuda bir gecikmenin olduğunu Genel Müdür kabul ediyor. Sorumlularla da ilgili bir soruşturma başlatıldığını söyledi" diye konuştu. İncekara, bu soruşturmanın sonuçlarıyla alt komisyon olarak ilgileneceklerini ifade etti.
Hazırlanan raporlarla binlerce bu tür çocuğun mağdur olduğu kanaatinin tüm komisyon üyelerinde oluştuğunu ifade eden İncekara, bu kişiler meşhur olduğu, kamuoyunun önünde kişiler olduğu için olayın daha çok konuşulur olduğunu söyledi. İncekara, "Bu konuda Tabipler Odası'nın suskunluğunu, uzaktan bakışını, aynı zamanda baronun suskunluğunu ve uzaktan bakışını anlamış değilim" dedi.
'Soruşturma Muhakemat Başkanlığı ile ilgili mi?' sorusu üzerine İncekara, eskiden her kurumun kendi avukatı bulunduğunu, daha sonra yapılan bir düzenlemeyle devletin avukat sağlar duruma geldiğini ve kurumların ihtiyaç hissettiği zaman bu kurumdan avukat talep ettiklerini ifade etti. İncekara şöyle konuştu: "SHÇEK de bu konuda bir ihtiyaç hissedip buraya bir yazı yazıyor ve avukat istiyor. Bir dosya numarası, bir konuda bir hata yapılıyor. Bunlar affedilir bir hata değil. Zan ve kanaat üzerine kendinizi yargıç yerine koyup yargı yapamazsınız. Devletin kurumlarından birisine güvenip birisine güvenmemek söz konusu değildir. Eğer müfettişlik kurumu çalışıyorsa, müfettişler görevini doğru yapıyorsa yapılan incelemeler sonunda kendi vicdanları ve hukuk çerçevesine bize bir rapor vereceklerdir. Bizim vicdanımızı rahatlatır, rahatlatmaz bilemiyorum. Milletin bunları mutlaka duyması gerekir. Zaman zaman kurum taassubu, zaman zaman meslek taassubu dolayısıyla bir sürü masum insanın bir sürü konuda mağdur olduğuna şahidiz. Bu olaylar bunların daha çok konuşulmasını sağlıyor. Kol kırılır yen içinde kalmaz, kol kırılır artık yen içinde kalmasın."
"ÇOCUKLARIN KADERİNİ YAZIŞMALARA BIRAKIRSAK İŞİMİZ ZOR" Adli tıp raporuyla ilgili itiraz başvurusuna ilişkin bir soru üzerine İncekara, üniversitenin verdiği raporda çocuğun travma geçirdiği netliği bulunduğunu, bu raporda problem olmadığını belirtti. Rapor Adli Tıp'a geldikten sonra geçmişte başka bir olaydan dolayı görevden uzaklaştırma cezası olan bir görevlinin 'travma yoktur' raporu vermesinin problem olduğunu kaydeden İncekara, "Tabipler Odası konu vizite ücreti olduğu zaman çok konuşuyor ama meslektaşlarının bu tür hataları olduğu zaman suskun kaldığını görüyoruz. Adli Tıp'ın raporu resmidir. Raporun mahkemeye verilmesi söz konusu. Kuruma verilmesi söz konusu değil zaten. İtiraz süreci de bellidir. Bu arada kurumun kendi raporları, üniversitenin raporları var ama adli tıpın raporu bunlara rağmen aksini beyan ediyor. 25 milyon genç ve çocuk nüfusu olan bir ülkede çocuklarımız kaderini kurumların meslek taassuplarına, yazışmalara bırakırsak işimiz zor görülüyor" şeklinde konuştu.