
Anayasa Mahkemesi'nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kapatma istemi ile yaptığı dava başvurusunu kabul etmesinin ardından tüm dikkatler AKP'nin üzerinde. Başkent kulisleri de AKP'nin neler yapabileceği üzerindeki senaryolarda yoğunlaşıyor.

Büyük beklenti, Başbakan Erdoğan ve kurmaylarının, toplantıda siyasi parti kapatmayı zorlaştıracak anayasa değişikliği teklifini netleştireceği yönünde. Bu toplantı aynı zamanda bundan sonraki dava sürecinde AKP'nin izleyeceği rol haritasının hatlarını da ortaya koyacak. Ardından da, oluşan teklif vakit geçirmeden Meclis'e sevk edilecek. Ancak bunu batının görmeye çalıştığı İslamcı-Laik kavgası kimliğinden çıkararak bir demokrasi mücadelesi havasına döndürmek. Yani bir bakıma, partinin cezadan kurtulmak için arka kapıdan kaçan değil bir demokrasi mücadelesi veren konumunda tutulması.

MHP halen, parti kapatma mevzuatındaki revizyona sadece kişilerin cezalandırılması şartıyla destek veriyor. Bu da tabii ki, Tayyip Erdoğan için ciddi bir risk oluşturuyor. Bu yüzden de AKP, dar ve sonucunda 330 milletvekilinin oyu yeterli olacak referandumlu çözüme gidebilecek. Anayasa'nın 68 ve 69. maddelerinde değişiklik öngören ve kimi analistlere göre, kurtarma paketi olarak tanımlanan bu girişimde, siyasi partilerin kapatılması zorlaştırıldığı gibi, 5 yıl siyaset yasağı kaldırılıyor ve kapatma davası için TBMM'den izin alınması şartı getiriliyor.
AKP, Anayasa değişikliğini tek başına çıkartınca referandum yolu açılacak. Çünkü teklif, 330-367 aralığında kabul edilirse Anayasa'ya göre halk oyuna sunulması şart. Eğer tüm bunlar olursa muhtemel sürmesi beklenen dava süreci en az 6-7 ay civarında olacak. Yani bu süreçte anayasa değişikliği ve sonrasında referandumun yapılması hayati gereklilik gösteriyor.