HABER

Kapat

Alkışlamak nereden geliyor? Bir şeyi beğenince neden alkışlarız?

El çırpma iki elin ritmik bir biçimde birbirine vurulmasıyla ortaya çıkar. Bu hareket basit bir perküsyon sesi üreten temel bir bedensel ifade biçimidir. İşlevsel olarak sözlü iletişime ihtiyaç duymadan duygu ve düşüncelerin karşı tarafa aktarılmasını sağlar. İnsanlık tarihinde oldukça eskiye dayanan el çırpma davranışı zamanla anlam kazanarak alkışlama eylemine dönüşmüştür. Peki, alkışlamak nereden geliyor Bir şeyi beğenince neden alkışlarız?

Alkışlamak nereden geliyor? Bir şeyi beğenince neden alkışlarız?

Alkışlama eylemi basit el çırpmanın en güçlü hali olarak kabul edilir. Bu hareket günümüzde bir memnuniyetin, beğeninin ya da takdirin dışa vurumu olarak kullanılır. Örneğin bir performans sonrasında yapılan alkış izleyicinin sahnedeki kişiye ya da sunulan esere verdiği olumlu tepkiyi simgelemektedir. Sözle ifade edilmese bile alkışın süresi, şiddeti ve ritmi bile beğeninin derecesi hakkında önemli ipuçları verir. Bu noktada alkışlamanın nereden geldiği hakkında soru işaretleri bulunmaktadır. İnsanlar neden alkışlar sorusunun yanıtı aranır.

Alkışlamak nereden geliyor? Bir şeyi beğenince neden alkışlarız?

Alkışlama eyleminin kökeni insanlık tarihine ve toplumsal iletişimin gelişimine kadar uzanmaktadır. Alkışlama en temel haliyle sözsüz bir iletişim biçimi olarak tanımlanabilir. İnsanlar konuşmayı öğrenmeden önce bile bedenlerini kullanarak duygu ve düşüncelerini ifade etmeye çalışmışlardır. El çırpma bu bedensel ifadelerin en dikkat çekici ve etkili olanlarından biridir. İki elin birbirine vurulmasıyla çıkan ses hem kolayca fark edilir hem de kalabalık ortamlarda bile güçlü bir mesaj iletir. Bu açıdan alkışlamak erken dönem topluluklarda onay, destek ya da dikkat çekme amacıyla kullanılan yöntem olarak kullanılmıştır.

Tarihsel kaynaklara bakıldığında alkışlamanın izlerine Antik Yunan ve Roma dönemlerinde rastlanmaktadır. Antik tiyatrolarda izleyiciler oyuncuların performansını beğendiklerinde ellerini çırparak ya da ayaklarını yere vurarak tepkilerini gösterirdi. Roma’da ise alkış neredeyse bir ritüel hâlini almıştır. Roma tarihine bakıldığında hatta farklı alkış türlerinin oluşmuş olduğu görülmektedir. Bu da alkışın zamanla sosyal bir kural ve kültürel bir alışkanlık kazandığını göstermektedir.

Bir şeyi beğendiğimizde alkışlamamızın temel nedeni olumlu duyguyu karşı tarafa hızlı ve net bir şekilde aktarmaktan kaynaklanır. Alkış eylemi sözcüklere ihtiyaç duymadan “beğendim”, “takdir ediyorum” ya da “destekliyorum” mesajını vermektedir. Sahne sanatlarında alkış, izleyici ile sanatçı arasında kurulan görünmez bir bağ haline gelmiştir. Sanatçılar alkış sayesinde emeğinin karşılığını bulduklarını hissetmektedir. İzleyiciler ise duygularını kolektif bir şekilde ifade etmiş olurlar.

Psikolojik açıdan bakıldığında alkışlama eylemin bireyin ait olma duygusunu da güçlendirir. Kalabalık bir ortamda alkışa katılan kişi grubun bir parçası olduğunu hissetmektedir. Ortak bir harekette harekette bulunmak coşkuyu artırır ve duyguların bulaşıcı hâle gelmesini sağlar. Bu yüzden konserlerde, tiyatrolarda ya da spor karşılaşmalarında alkış giderek artar ve kitlesel bir tepkiye dönüşür.

Bu açıdan bakıldığında alkışlama bireysel bir tepki değildir. Kalabalık bir ortamda birkaç kişinin alkış başlatması kısa süre içinde zincirleme bir etki yaratmaktadır. Çevredeki insanlar bilinçli ya da bilinçsiz şekilde bu davranışı örnek alır ve alkışa katılır.

YORUMLARI GÖR ( 0 )

En Çok Aranan Haberler

Kapat