MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli siyasette son yaşananları Türkgün'e değerlendirdi. Bahçeli, Özgür Özel'i eleştirerek, "CHP kurumsallığında yaşanan bu ikiliği temsil krizine dönüştürmüştür." ifadelerini kullandı. MHP lideri yaptığı açıklamada ayrıca, "Yaşananların demokratik tepki hakkını aşan bir noktaya evrilmesinden endişe duyuyoruz." vurgusunu yaptı.
İşte Bahçeli'nin konuşmasından satır başları;
Güncel olaylar ve Özgür Özel’in parti içerisindeki politik tavrı ve hareketi ise ne geleneksel parti içi rekabete ne de olası yeni partileşme süreci bağlamında diğer örneklerle benzerlik taşımaktadır. Sayın Özel, Yargıtay’ın nihai kararını beklemeksizin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu krizi derinleştirecek hamleler yapmaktadır. Bu kapsamda ilk olarak Sayın Özel, fiili bir müdahale ile TBMM grup başkanlığına geçerek partide yeni ve paralel bir merkez kurmuş; kanunda tanımlanan Genel Başkanlık statüsüne karşı CHP’nin defacto lideri unvanını almıştır. İkinci olarak, CHP kurumsallığında yaşanan bu ikiliği temsil krizine dönüştürmüştür.
Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. TBMM’nin insicamını bozmaya, hukuku hiçe saymaya ve kanunsuzluğa dönüşmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir.
Bu gibi toplumsal olayları tetikleyici, kaos ve kargaşaya davetiye çıkarıcı fiil ve eylemleri Türkiye’nin huzurunu ve istikrarını tehlikeye sokucu davranışlar olarak görüyoruz. Yaşananların demokratik tepki hakkını aşan bir noktaya evrilmesinden endişe duyuyoruz. Konunun CHP’nin kendi iç meselesi olmaktan çıkarılarak sokaklara taşınma, istismar edilerek toplumsal olaylara zemin hazırlama girişimlerini çok tehlikeli buluyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma yolunda alınan mesafeyi sabote etmeye, tesis edilen barış, huzur ve istikrarı zehirlemeye dönük bir unsur olarak değerlendiriyoruz.