Daha önce de İstanbul'a içme suyu olarak giden Melen deresinin geçtiği bölgeye giderek incelemelerde bulunan Düzce Belediye Başkanı AK Partili Faruk Özlü, İSKİ'nin taahhütlerini yerine getirmediğini iddia etmiş; dereye kanalizasyon sularının boşaldığı alandaki kirliliğe tepki göstermişti.
Bir kez daha yaptığı uyarıyı yineleyen Özlü, "Düzce'den İstanbul'a gelen içme suyuna kanalizasyon karıştığını daha önce de kamuoyuyla paylaşmıştım. Halen de karışıyor." diyerek dikkat çekti.
Özlü, Taha Hüseyin Karagöz'ün YouTube kanalında yayımlanan röportajda şu ifadeleri kullandı:
Taha Hüseyin Karagöz
"Düzce'de ilk yaptığım şeylerden birisi şehir şebekesini yenilemektir. 45 milyon Dünya Bankası'ndan kredi kullanıyoruz. Şebekemizi yeniliyoruz. Kayıp kaçak oranımız %54 mertebesinde. Yani biz 100 litre su arıtıyoruz. 54'ü kayboluyor. Bakın bizim yaptığımız bu işin Ayşe teyze ve Fatma yengeye doğrudan dokunur bir tarafı yok. Ama gerçek şehircilik bu. Gerçek belediyecilik bu.
Şimdi bakın mesela arıtma konusu. Birçok bizim şehrimizde arıtma kapasitesi yetersizdir. Aslında sağlıklı bir şehir için temiz içme suyu birinci şarttır.
Yani hijyenik, temiz yani içtiğiniz suda mikrop varsa, bakteri varsa bütün hastalıkların şeysi anası. Dolayısıyla bizim altyapı yatırımlarına yani arıtma, kanalizasyon, arıtmaya önem vermemiz gerekiyor. Bakın birçok şehirde yani derelere bırakıyoruz.
Düzce'den İstanbul'a gelen içme suyuna kanalizasyon karıştığını daha önce de kamuoyuyla paylaşmıştım. Halen de karışıyor. İstanbul'un içme suyunun normal koşullarda %36'sı Düzce Büyük Melen'den geliyor. Düzce'deki Büyük Melen. Neden Büyük Melen? Ne kadar dere, küçük melen, akarsu varsa Büyük Melen'e gelir. O da Karadeniz'e boşalır.
Büyük Melen'den gelen su İstanbul'un su ihtiyacının %36'sıdır. Kurak zamanlarda yani mevsim kuraksa, barajlardaki doluluk oranı İstanbul'da azaldıysa bu oran %50'ye çıkar. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü var. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü birtakım kurallar koydu. Bunlardan bizim uymamız gereken yani Düzcelilerin uyması gereken kurallar var. İSKİ'nin yapması gereken işler var.
Düzce'nin arıtma yani bu İstanbul'a su getirme, İstanbul'a su getirecek olan çaylara, derelere akan suların sulara karışacak olan kanalizasyon atıklarının arıtma tesisini kurma görevi İSKİ'nin. Çünkü biz İSK'nin su hafızası içerisinde kalıyoruz. İSKİ Kanunu var.
Kanun diyor ki, bir yerden su alıyorsa İstanbul'un dışı da olsa içi de olsa oradaki tedbirleri alıp oradaki arıtma tesislerini kurar diyor. İSKİ bunu kurmadı. 2024 yılıydı. Son dönemdi. AK Parti döneminde bu kurallar henüz daha oturmamıştı. Bu kurallar 2020'de oturdu.
2024'e kadar bitirmesi gerekiyordu. İSKİ bunları bitirmedi. Bitirmediği için ben İSKİ'yi uyarmak zorunda kaldım. O işte kanalizasyon aktığı dereleri fotoğrafladık.
Orada açıklamalar yaptım ama şu anda içeride olan şahıs bir açıklama yaptı. Dedi ki, 'Bu başkan yukarıya mesaj gönderiyor. Şirin gözükmeye çalışıyor.' Bakın bu konuda birkaç şey söylemek isterim.
Bu şahıs İstanbul'un eski belediye başkanı diyelim İstanbul'la hiç ilgilenmedi. Yani hiç. Onun gözü hep başka yerlerdeydi. Bazen bakıyorduk Erzurum'da, bazen Trabzon'da, bazen Diyarbakır'da ama İstanbul'la hiç ilgilenmedi. Londra'ya gitti, ne bileyim Yunanistan'a gitti, Paris'e gitti, maça gitti vesaire.
Sadece İstanbul'la ilgilense, sadece İstanbul'un sorunlarına odaklansa bugün bu olanların hiçbirisi olmazdı. Biz bunları söyledik diye suçlu olduk. Hatta suç duyurusunda bulunmuşlar savcılığa. Savunmamızı da yaptık."