Yavaş'tan hem Kılıçdaroğlu hem Özel'e rest! "Rahatsız olduysalar gereğini yaparım"

Gazeteci Fatih Atik, Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Devletimin emrindeyim” dediğini ve “bağlılığını bildirdiğini” öne sürdü. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden Atik’e sert tepki geldi. Mansur Yavaş da açıklama yaparak iddialarla ilgili sessizliğini bozdu, "Genel başkanlar rahatsız olduğu iletirse gereğini yapmaktan çekinmem" mesajı verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş arasındaki görüşmenin ardından TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik tarafından ortaya atılan siyasi kulis iddialarına ABB’den yalanlama geldi.

"ERDOĞAN'A 'DEVLETİMİN EMRİNDEYİM' DEDİ"

Fatih Atik, Yavaş’ın Erdoğan’a “Devletimin emrindeyim” dediğini iddia etti. Atik ayrıca Yavaş’ın yakın çevresinden edindiğini belirttiği bilgilere dayanarak “bağlılığını bildirdiğini” öne sürdü. Atik, söz konusu iddiayı "Kendi yakın çevresinden aldığım bilgileri söylüyorum. Yavaş artık pozisyonunu belirliyor. Yakın çevresinden aldığım bilgiye göre bağlılığını bildirdi" ifadeleriyle dile getirdi.

Reklam
Reklam

“GERÇEKLERİ ÇARPITARAK GÜNDEM OLMAK MI?”

ABB Basın hesabından Atik’in paylaşımı alıntılanarak şu açıklama yapıldı:

“Sayın Fatih Atik; biz sizi yalanlamaktan yorulduk, siz gerçek dışı iddiaları ortaya atmaktan yorulmadınız. Derdiniz gazetecilik yapmak mı, yoksa gerçekleri çarpıtarak gündem olmak mı?”

YAVAŞ: SİYASET KONUŞULMADI

Mansur Yavaş ise görüşmede siyasi konuların konuşulmadığını belirtmişti. Yavaş, Erdoğan’a Ankara’daki metro yatırımları başta olmak üzere devam eden ve planlanan projeler hakkında bilgi verdiğini açıklamıştı.

YAVAŞ'TAN YENİ AÇIKLAMA: GÖRÜŞMEDE TEK GÜNDEM ANKARA'DIR

Görüşmeyle ilgili iddialara sosyal medya paylaşımı yaparak bizzat yanıt veren Yavaş şunları kaydetti:

"Son günlerde şahsım, siyasi tutumum ve gerçekleştirdiğim görüşmeler üzerinden çeşitli yorumlar yapılmakta; iddialar ve senaryolar üretilmektedir.

Reklam
Reklam

Bu nedenle bazı hususları hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Ben Ankara Büyükşehir Belediye Başkanıyım.
Ankara halkının bana verdiği görev; siyasi dedikoduların peşinden gitmek, her gün üretilen senaryolara cevap yetiştirmek değil; Ankara’nın sorunlarını çözmek, yatırımlarını hayata geçirmek ve 6 milyon vatandaşımıza hizmet etmektir.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiğimiz görüşmenin de tek gündemi Ankara’dır.

Sayın Cumhurbaşkanını Ahlat ziyareti dönüşünde havalimanında karşıladım ve görüşme talebimi bizzat kendilerine ilettim. Bu talebimize olumlu dönüş sağlanmasının ardından gerçekleştirdiğimiz görüşmede; Ankara’nın bekleyen büyük yatırımlarını, metro projelerini, kredi ve onay süreçlerini, hayata geçirmeyi planladığımız büyük fuar alanını ve şehrimizin çözüm bekleyen diğer meselelerini ele aldık.

Reklam
Reklam

Görüşmemizin gündeminde Ankara vardı. Ankara’nın yatırımları vardı. Ankara’nın geleceği vardı.
Başkanlık sisteminin getirdiği zorunluluklar nedeniyle büyükşehir belediyelerinin hayata geçirmek istediği bazı yatırımlarda merkezi idarenin desteğine ve onayına ihtiyaç duyulmaktadır.

Dolayısıyla Ankara’nın bir sorununu çözmek, bir yatırımının önünü açmak ve Ankara halkına verdiğimiz sözleri yerine getirmek için Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmem gerekiyorsa bugün de görüşürüm, yarın da görüşürüm.
Bu görüşmeden siyasi sonuçlar çıkarmaya, parti değiştireceğim yönünde senaryolar üretmeye çalışanlara da açıkça ifade etmek isterim:
Beni seven, bana güvenen ve yıllardır yanımda duran insanları incitecek, kıracak ve hayal kırıklığına uğratacak bir tutum içerisinde olmam söz konusu olamaz.

"HEM KILIÇDAROĞLU'NUN HEM ÖZEL'İN BİLGİSİ VARDI"

Ayrıca bilinmesini isterim ki Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmem öncesinde hem Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun hem de Sayın Özgür Özel’in bilgisi vardı.

Reklam
Reklam

Dolayısıyla Ankara için gerçekleştirilmiş, amacı ve içeriği son derece açık olan bir görüşmenin başka anlamlara çekilmesini doğru bulmuyorum.

Gelelim siyasi konulardaki tutumumun her gün televizyon ekranlarında farklı senaryolarla tartışılmasına…
Geçtiğimiz günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisimizde bir seçim gerçekleştirdik.
Dışarıdan bakıldığında bazı şeyler çok kolay görünebilir. Ancak yaşayan bilir.
Belediye meclislerindeki dengeleri, belediye başkanlarının hangi şartlar altında görev yapmaya ve hizmet üretmeye çalıştığını işin içinde olanlar çok iyi bilir.

Üsküdar’da yaşananları hep birlikte gördük. Hiçbirimizin tasvip etmeyeceği, onaylamayacağı olaylar yaşandı. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinde Belediye Meclisi toplanamadı.

Bütün bunları görmezden gelemeyiz.

Belediye başkanlarımız zaten ağır ekonomik şartlarla, vatandaşlarımızın haklı hizmet beklentileriyle ve merkezi idareyle çözülmesi gereken meselelerle uğraşıyor. Bunların üzerine siyasi tartışmalar belediye meclislerine taşındığında şehirlerimize hizmet üretmek çok daha zor hale geliyor.

Reklam
Reklam

Ben tam da bu nedenle ısrarla sağduyu diyorum.

Ankara’da bugüne kadar kurduğum denge politikasının sonucunu kendi Belediye Meclisimizde gördük. Tüm çabalara rağmen Cumhuriyet Halk Partisi ve Yeni Parti olarak hiçbir fire vermeden seçimi kazandık.

Ben izlediğim yolun doğru olduğuna inanıyorum ve mevcut pozisyonumu koruyorum.
Çünkü bugün normal bir dönemden geçmiyoruz.

Her iki tarafı destekleyen tabanda da karşılıklı ciddi bir öfke ve kırgınlık bulunduğunu görüyorum. Bunun zaman içerisinde dineceğine inanıyorum. Ancak bugün itibarıyla bu öfke ve kırgınlığın henüz ortadan kalkmadığı da bir gerçektir.

Böyle bir ortamda taraf olmayı da, atacağım herhangi bir adımın taraflardan birine destek olarak yorumlanmasını da doğru bulmuyorum.

Hele benim üzerimden, iki tarafı destekleyen insanların yeniden karşı karşıya gelmesine katkı sunmayı hiç istemiyorum.

Reklam
Reklam

Benim görevim bu gerilimi büyütmek değil; mümkün olduğunca düşürmek, sağduyunun hâkim olmasına ve konuşma kanallarının açık kalmasına katkı sağlamaktır.

"GENEL BAŞKANLAR RAHATSIZ OLDUYSA GEREĞİNİ YAPMAKTAN ÇEKİNMEM"

Bugün ihtiyacımız olan şey yeni cepheler açmak değildir.
Bugün ihtiyacımız olan; zamanı geldiğinde yeniden aynı masanın etrafında oturabilecek zemini korumaktır.
Ben de o zemini korumaya çalışıyorum.

Eğer bu tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir rahatsızlık sebebi olarak görülürse, gereğini yapmaktan da çekinmem.
Ancak bugüne kadar her iki genel başkan tarafından da bu tutumumdan rahatsız olduklarını ifade eden herhangi bir söylem tarafıma iletilmemiştir.

Benim durduğum yer açıktır.
Sağduyunun olduğu yerdeyim. Gerilimi artırmak yerine azaltmanın, ayrışmayı büyütmek yerine konuşabilmenin doğru olduğuna inanıyorum.

Reklam
Reklam

Son olarak, her gün televizyon ekranlarına çıkarak şahsımla ilgili “kulis bilgisi” adı altında gerçeği yansıtmayan iddialar ortaya atan bazı gazetecilere de seslenmek istiyorum:

Biz sizi yalanlamaktan bıktık. Siz yalan söylemekten bıkmadınız.
Siyasette ne düşündüğümü, nasıl bir tutum alacağımı ya da hangi kararı vereceğimi öğrenmenin yolu televizyon ekranlarında senaryo üretmek değildir.
Benim ağzımdan duymadığınız hiçbir söze itibar etmeyiniz.

SAYGILARIMLA….
MANSUR YAVAŞ"

Haberin Devamı İçin Tıklayın