Türkiye Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturmayı konuşuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında daha önce aralarında Haluk Levent’in de bulunduğu 18 şüpheli tutuklanmıştı.
Soruşturma kapsamında aralarında Oğuzhan Uğur’un da bulunduğu 10 kişi gözaltına alınmış, Uğur ve beraberindekilerin emniyetteki işlemleri tamamlanmasının ardından Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayına sevk edilmişlerdi.
Soruşturma kapsamında, Oğuzhan Uğur’un da aralarında bulunduğu 10 şüphelinin savcılıkta ifade işlemlerinin tamamlandığı öğrenildi.
Oğuzhan Uğur dahil, gözaltındaki 10 kişiden 9'u tutuklama talebi ile hakimliğe sevk edildi. Uğur'a "Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma" ve "Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama" suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
Savcılığın sevk yazısında, şüpheliler hakkında üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunduğu, tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu, suçların vasıf ve mahiyeti, dosyadaki delil durumu ile kanunda öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alınarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklama talebinde bulunulduğu kaydedildi.
Uğur’a, Ahbap Derneği ve tutuklu Dernek Başkanı Haluk Levent’le ilişkilerinin yanı sıra şirket hesaplarına giren milyonlarca lira, taşınmaz alımı, nakit para yatırma işlemleri ve üçüncü kişiler üzerinden kurulduğu belirtilen bağlantılar soruldu.
Uğur, suçlamaları reddetti. Şirket hesaplarındaki yüksek tutarlı işlemlerin medya ve organizasyon faaliyetlerinden kaynaklandığını savunan Uğur, banka hesabına nakit yatırılan 6,5 milyon lirayı ise adını açıklamadığı bir aile dostundan aldığını söyledi.
Oğuzhan Uğur, savcılıkta verdiği ifadede, Haluk Levent’le deprem döneminde görüştüğünü ancak ticari ilişkisinin bulunmadığını savundu. Bilirkişi raporuna yansıyan para hareketleri için ise 45 milyon liranın program gelirlerinden, 25 milyon liralık taşınmaz ödemesinin banka kredisi ve avanslardan, hesaba nakit yatırılan 6,5 milyon liranın da adını açıklamadığı bir aile dostundan geldiğini söyledi. Şirketlerin annesi ve kardeşi adına kurulmasını “Finansal konularda bilgili olmamam” sözleriyle açıklayan Uğur, kardeşinin hesabından para gönderilen bazı kişileri ise tanımadığını söyledi.
Uğur, Haluk Levent’le temasının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arttığını söyledi. Depremin yaşandığı gece Levent’in kendisini aradığını belirten Uğur, Levent’in yardımların İstanbul’dan yürütülemeyeceğini söyleyerek kendilerini deprem bölgesine davet ettiğini anlattı.
Uğur, Haluk Levent’in sağladığı ambulans uçakla Adana’ya, oradan da Hatay’a gittiklerini söyledi. Hatay’da AFAD ve Ahbap gönüllüleriyle röportaj yaptıklarını belirten Uğur, internet bağlantısı bulunmadığı için görüntüleri yayımlayamadıklarını ve İstanbul’a döndüklerini anlattı.
Babala TV stüdyolarında deprem yayınlarına devam ettiklerini söyleyen Uğur, yayınların altında hem AFAD’ın hem de Ahbap Derneğinin banka hesaplarını paylaştıklarını savundu.
Uğur, kendi şirketleri veya şahsi hesapları üzerinden bağış toplamadığını belirterek, yurt dışından bağış yapmak isteyenleri “Paraların yasa dışı olabileceği ihtimaline karşı” özellikle AFAD’a yönlendirdiklerini ileri sürdü.
Uğur, depremden sonra gazeteci Cansu Şimşek’in kendisini arayarak Haluk Levent hakkında çeşitli şüpheleri bulunduğunu söylediğini anlattı. Şimşek’in konunun üzerine gitmek için belge aradığını belirten Uğur, o dönemde Haluk Levent’in kamuoyunda “yardımsever” ve “kahraman” olarak görüldüğünü söyledi.
Uğur, somut bir belge olmadan konunun üzerine gidilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Beklemeye başladık.”
Oğuzhan Uğur, Haluk Levent veya Ahbap Derneğiyle herhangi bir ticari ilişki kurmadığını söyledi. Derneğin reklamı için kendisine teklif yapılmadığını belirten Uğur, şahsi veya şirket hesaplarına Ahbap’tan herhangi bir para girmediğini savundu.
Uğur, Haluk Levent’in mali işlemleri hakkında bilgisinin olmadığını ve bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığını görebilecek bir konumda bulunmadığını ifade etti.
Bilirkişi raporunda Babala TV’ye Gain Medya tarafından farklı tarihlerde yapılan toplam 45 milyon liralık ödeme de Uğur’a soruldu. Uğur, bu paranın “PİNÇ” ve “Mevzular Açık Mikrofon” programlarının hak edişlerinden kaynaklandığını savundu.
Gain Medya’yla yapılan sözleşme kapsamında program ürettiklerini belirten Uğur, şirketin daha sonra el değiştirdiğini ve yeni sahipleriyle yeni bir anlaşma yapmadıklarını söyledi.
Gain Medya’ya TMSF tarafından kayyım atanmasının şirketin el değiştirmesinden sonra gerçekleştiğini belirten Uğur, ticari ilişkilere ait fatura ve defter kayıtlarını savcılığa sunduğunu ifade etti.
İfadenin en dikkat çeken bölümlerinden biri, 1 Kasım 2024 tarihinde şirket hesabına nakit olarak yatırılan 6,5 milyon liraya ilişkin oldu. Uğur, bu parayı ev kredisi, ev tadilatı, çalışan maaşları ve vergi borçlarını ödemek amacıyla bir aile dostundan aldıklarını söyledi. Ancak parayı veren kişinin adını açıklamadı. Uğur, “İsmini vermek istemediğim bir aile dostumuzdan aldık” diyerek paranın kaynağını bu şekilde izah etti. Paranın hangi ödemelerde kullanıldığının banka hareketleriyle ortaya konulacağını savundu.
Bilirkişi raporunda ikinci bağlantı hattı olarak gösterilen Gaye Akıl ve Aytaç Köse isimli kişiler de Uğur’a soruldu. Uğur, bu iki kişiyi tanımadığını söyledi.
Kardeşi Tuğrul Uğur’un bu kişilere para gönderip göndermediğine ilişkin bilgi sahibi olmadığını belirten Uğur, araştırma yaparak dosyaya bilgi sunabileceğini ifade etti.
Uğur, kardeşinin şahsi banka hesaplarını kendisinin yönetmediğini ve bu hesaplardaki işlemlerden haberdar olmadığını savundu.
Oğuzhan Uğur’un avukatları, müvekkilleri hakkında somut bir delil bulunmadığını savundu. Ticari ilişkilerin tamamının muhasebeleştirildiğini ve faturaya bağlandığını belirten avukatlar, üçüncü kişilerin kendi aralarındaki ilişkilerinin Oğuzhan Uğur’a yüklenemeyeceğini ileri sürdü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında banka hesapları, şirket kayıtları, ticari faturalar, üçüncü kişilerle yapılan para transferleri ve bilirkişi raporundaki tespitlerin incelenmesi sürüyor.
Uğur emniyetteki ifadesinde, aylık gelirinin 150 bin ile 400 bin TL arasında olduğunu söylemişti. Herhangi bir suç işlemediği için etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini de belirten Uğur, “Osis firması Babala TV’nin yönetimini yapan bir firmadır. Başkaca bir firma ile ilgim yoktur” demişti.
Öte yandan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda, Oğuzhan Uğur ile Ahbap arasında doğrudan para transferine rastlanmadığı, ancak ortak kişiler üzerinden iki ayrı dolaylı mali bağlantı hattı tespit edildiği belirtildi. Raporda ayrıca hesap hareketlerinin özellikle 2023'ten itibaren dikkat çekici şekilde arttığı vurgulandı.