CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV'de gündeme dair açıklamalarda bulundu. AK Parti'ye geçmesi beklenen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ile ilgili açıklama yapan Özel, "Bu konuda kendisi ya da belediyeden kurumsal bir açıklama gelmiyorsa, geçen zaman iddiayı güçlendirir." dedi.
Özel'in açıklamasından satır başları:
Ben aradığımda kapalıydı herhalde telefonu ama arkadaşlar, "Arıyoruz, açmıyor" dediler. Ben aradığımda belki bir kere açılmadı, sonrasında kapanmış da olabilir. Yani ben görüşemedim, ulaşamadım. Bunun dışında tabii bu kadar gün geçiyor. Siyasette iki gün falan çok uzun zaman. Bir söylenti yürüyor. Bu konuda kendisi ya da belediyeden kurumsal bir açıklama gelmiyorsa, geçen zaman iddiayı güçlendirir. İddia artık gerçek olarak kabul görmeye başlar. Ama bir yandan da önümüzdeki hafta yapılacak bir törenle AK Parti’ye katılacağı yönünde burada çok şey konuşuldu. Bir yalanlama gelmedi.
Diğer taraftan Keçiören Belediye Başkanı… Biliyorsunuz Osman Gökçek ve AK Parti’nin bir önceki Keçiören Başkanı ve son seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı, ısrarla “Partimizin kapısında, AK Parti’ye gelmeye çalışıyor” diye açıklamalar yapıyordu.
Bu şartlar altında kendisine sormuştum. O bana “İnanın gözünüzün içine bakarak söylüyorum, böyle bir şey yok” demişti. Birden AK Parti’ye geçeceğine ilişkin söylentiler çıkmıştı. O da telefonları kapatmıştı.
Daha çok kısa süre önce Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’a gidip 'Her şey çok güzel, genel merkezle aramız iyi' diyor. Sonra bir görüşme yapıyor ve her şey değişiyor. Ne gösteriyorlarsa, neyle tehdit ediyorlarsa... Bu artık güçlü bir şüpheye dönüştü. Bana daha önce 'Benim bir yere geçeceğim yok' diye söz vermişti.
AKP medyası kocasının birtakım işlerini söylüyordu. Kendisini aradım ve 'Senin arkanda dururuz. Kocan bir yanlış yaptıysa gerekirse kocanı boşa ama partine bunu yapma. Yanlışa ortak olma, parti senin arkanda kale gibi durur' dedim. Ancak geldiğimiz noktada Burcu Hanım’ın yarın çıkıp makul bir açıklama yapacak gibi bir hali durmuyor.
Şimdi burada partinin eski genel başkanını yeni genel başkanıyla karşı karşıya getirmeye çalışan bir süreç var. ‘Mutlak butlan olursa şu olur, bu olur’ falan… Ya ayıptır ya. Bu partide ‘eski genel başkan’ dediğin; Hikmet Çetin’dir, rahmetli Altan Öymen’dir, İsmet Paşa’dır, Bülent Ecevit’tir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür, Deniz Baykal’dır.
Yani başka bir şey yok. Yok efendim şu olmuş, bu olmuş… Delegenin salonda verdiği karar, vicdanıyla verdiği bir karardır. Bunlarla ilgili bir sürü davalar açtılar. Bir sürü deliler buldular, iftiracılar buldular. Delege olmayan adamlar…
Şimdi isimlerini anıp meşhur etmek istemiyorum ama delege olmayan rezil adamların beyanları… Ankara’da mahkeme görüyor. Gelin dinleyin mahkemeyi. Mahkemede hakim diyor ki: ‘Böyle demişsin.’ ‘Öyle duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Unuttum.’ Hakim diyor ki: ‘Ya unuttum diye tanıklık mı olur?’
Mutlak butlan gelmez. Geleceği varsa göreceği var. Denemesi bedava; Bunu Erdoğan için söylüyorum. Bugün normal şartlarda gelmez. Aklıselim hiçbir hukukçu böyle bir şey söylemez. Zaten başvuru süresinin üç ay olduğu, kişiler açısından itiraz süreleri dolup mazbata verildikten sonra bunun iptalinin mümkün olmadığı; aksi takdirde seçim hukukunun tamamen sakatlanacağı ortada.
Türkiye’nin herhangi bir yerindeki bir asliye hukuk mahkemesinden sizin partilerin kurultaylarını iptal edebileceğiniz bir düzen kurarsanız, bu siyasi partiler açısından hukuki güvenceyi ortadan kaldırır. Yarın biz iktidar oluruz. Ne yapacağız? Hadi bir mutlak butlan AK Parti’ye… Recep Tayyip Erdoğan gitti yerine Abdullah Gül geldi falan… Böyle şey olur mu? Öbür taraftan Devlet Bahçeli’ye de mutlak butlan gelsin… Olmaz yani. Bu akıl sır erecek bir iş değildir.
Kaldı ki o kurultayın üstüne üç tane daha kurultay yapılmış. Hele sonuncusu mahallelerden başlayarak; delegeler mahalleyi, ili, ilçeyi, genel merkezi, genel başkanı seçmişler. Yani süreç sıfırdan yapılmış. Zaten o yüzden birinci kademe mahkemesi ‘dava konusuz kaldı’ dedi. Ama esasa da girdi. Hani diyorlar ya ‘usulden bozdu’ diye… Hayır. Mahkeme dedi ki: ‘Yeni kurultay yapıldı, dava konusuz kaldı.’ Ama bir an için konusuz kalmasa bile diyerek esasa da girdi. Çünkü doktrinde şöyle bir yaklaşım vardır: Konusuz kalan davada da biraz esasa gir ki karşı taraf sonra ‘konusuz kalmasaydı ben haklıydım’ demesin.
Esasta da tıkır tıkır böyle bir şey olmadığını ve olmayacağını ifade etmiş. Şimdi dosya istinafta. Birileri diyor ki: ‘İstinaf mahkemesinin hâkiminin yerinde olmak istemezdim.’ Bu kadar spekülasyon, laf söz… İnşallah hızlı şekilde karar verirler de biter. Ama mutlak butlan, normal hukuk düzeni içinde verilebilecek bir karar değil. Kurultayla ilgili ceza davası başka bir dava. Orada kişiler bir yıldan üç yıla kadar ceza alabilirler. Somut bir kanıt bulursanız…
Ama üç yıl geriye dönüp kurultayı iptal etmek falan olmaz. Olacak iş değil. Olursa ne olur? Çok ağır bir siyasi baskı olur. İlgili heyeti tanımam etmem ama şahıslarından bağımsız söylüyorum: Bu ancak olağanüstü bir siyasi baskı ve zorlamayla olur.
Yok efendim mutlak butlan gelirse şu olur, bu olur… Denesinler. AK Parti perişan olur. Millet böyle şeyleri affetmez. Çok net. Yok efendim CHP başka parti kuracakmış… Daha önce de söyledim: Yedek parti var mı? Var. Ama mutlak butlana karşı değil; kapatma davasına karşı. Mutlak butlanda mücadele alanı Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendisidir. Biz burada delegenin vermediği bir yetkiyi almayız. Delegenin elimize verdiği bayrağı da kimseye bırakmayız.”