TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 'Türklerin Anadolu'dan Rumeli'ye Geçişinin ve Gelibolu'nun Fethinin 672’nci Yıl Dönümü' etkinlikleri kapsamında Çanakkale'ye geldi. Kurtulmuş, ilk olarak Lapseki ilçesi Çardak beldesine geçti. Beldenin meydanında mehteran gösteriyle karşılanan Numan Kurtulmuş, Gazi Yakup Bey Türbesi ziyaret etti. Buradaki program Kur’an-ı Kerim okunması ve dua edilmesiyle başladı. Ardından Kurtulmuş, Gazi Yakup Bey'in kabrine karanfil bıraktı.
Gazi Yakup Bey Türbesi'ndeki programın ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve beraberindeler, Nusret Mayın Gemisi ile boğaz geçişi gerçekleştirdi. Lapseki Feribot İskelesi'nden tarihi Nusret Mayın Gemisi'ne binen Kurtulmuş, Gelibolu'ya hareket etti. Yaklaşık 45 dakika süren geçişi sırasında Jandarma Çelik Kanatlar Uçuş ekibinin gösterisi ile Muharip Uçaklar, İHA ve SİHA uçuşları gerçekleştirildi.
Kıyı Emniyeti, Deniz Polisi, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve GESTAŞ'a ait gemilerin yanı sıra çok sayıda yerel balıkçı teknesi de Nusret Mayın Gemisi'ne eşlik etti. Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı ‘Çelik Kanatlar' helikopter gösteri ekibi ve Türk Hava Kuvvetleri'ne ait 3 F-16 gökyüzünde selamlama ve gösteri uçuşu gerçekleştirdi.
Nusret Mayın Gemisi ile boğaz geçişinin ardından Numan Kurtulmuş, Gelibolu'da Atatürk Kültür Merkezi önünde düzenlenen 'Türklerin Anadolu'dan Rumeli'ye Geçişinin ve Gelibolu'nun Fethinin 672’nci Yıl Dönümü Kutlaması ile Gazi Süleyman Paşa'yı Anma Programı'na katıldı. Kurtulmuş'a burada Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Gelibolu Kaymakamı Cihat Koç, Lapseki Kaymakamı Cafer Ekinci, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, AK Parti MKYK Üyesi Fatih Şahin, Gelibolu 2'nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Ferat Vural, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri eşlik etti. Program, saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.
Numan Kurtulmuş, buradaki konuşmasında, "Ümit ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin himayelerinde ilk kez bu yıl gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik bundan sonraki yıllarda da devam eder ve artık gelenekselleşerek sadece Gelibolu'nun fethi anlamında değil, Türklerin Rumeli'ye geçişinin hatırlanması bakımından da önemli bir yıl dönümü olarak idrak edilir, kutlanır" diye konuştu.
Ataların Anadolu'dan Rumeli'ye geçişinin tesadüf olmadığını söyleyen Kurtulmuş, "Alınacak çok derslerin olduğu fevkalade büyük bir fetihler silsilesinin başlangıcıdır. Selçuklular dağıldıktan, Anadolu beyliklere bölündükten sonra o beylikler içerisinde asker bakımından maddi güç bakımından hatta toprak bakımından en küçüklerinden en zayıflarından birisi Osmanlı Beyliği'ydi. Domaniç Yaylası arasında sıkışmış, 500 kıldan çadırı olan küçük bir Osmanlı Beyliği olan, bir boy olan Osmanlılar diğerlerinin aksine onların yapmadığı bir şey yaptı. Diğer beylikler birbirleriyle uğraşıp, birbirinin ayağına çelme takmaya çalışıp karşısındaki onları bir şekilde yok etmeye gayret ederken, Osmanlı asla kardeş kavgalarıyla uğraşmadı. Osmanlı diğer beyliklerle uğraşmak yerine yüzünü batıya dikti, yönünü batıya çevirdi. Doğulu büyük bir imparatorluğun batıya dönük varisleri olarak ilk adımını buradan Rumeli topraklarına attı. Esasında Gazi Süleyman Paşa, Yakup Bey ve arkasında isimlerini bilmediğimiz nice akıncılar, buraya adım attıkları anda İstanbul'un fethinin de gerçekleşeceğini cümle aleme göstermiş oldular. Osmanlı Beyliği'nin hemen kuruluşunun başında, daha doğru dürüst bir devlet bile oluşmamışken batıya yönelerek Rumeli'yi fethetmeye başlamış olması fevkalade önemli bir tarihi adımdır. Bugün de bize önemli bir ders, önemli bir ibrettir. Öyle olduğu için hep yönü daha ileriye olmuş hep daha ufku batıya doğru olmuş, 3'üncü Padişah Murat Hüdavendigar, Kosova'ya kadar gelmiştir. Sonrasında Viyana'nın, arkasında daha Estergon'un diğer yerlerinde Osmanlılar tarafından sadece fethedilecek yerler değil, aynı zamanda millet varlığımızın ulaştırılacağı beldeler olarak görülmüş ve hep bu çizgide yürünmüştür" ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, sözlerine şöyle devam etti: "Osmanlı, doğuda kökleri olan ama batıya kapalı olmayan bir devletti. Doğudan gelen ama yönü batıya dönük olan bir devletti. Ama yönü batıya dönük olurken de kendi köklerinden asla uzaklaşmayan, medeniyet değerlerini asla inkar etmeyen, her ikisini birleştirebilen önemli bir cihan devletiydi. Eğer 500 obalık bir devletten, beylikten 3 kıtaya yayılan milyonlarca kilometrekarelik bir cihan devleti çıktıysa hiç şüphesiz bunun ardındaki en önemli varlık ne toptur ne tüfektir ne askeri güçtür ne ekonomik güçtür. Bunun önündeki ve arkasındaki en önemli güç, büyük bir vizyona sahip olmasıdır. İşte bu vizyon içerisinde hareket ettikleri için hep önlerinde yeni ufuklar açıldı. Hep yeni fetihler gerçekleşti. Hep daha ileri adımlar atıldı. Dünyanın başkenti olan İstanbul fethedildi. İstanbul'un fethedilmesi sadece Konstantinopolis'in ele geçirilmesi değil, İstanbul'un fethedilmesi milletler meydanında Osmanlı'nın başpehlivanlığa yükselmesidir. Aynı şekilde Viyana'ya kadar gidilmiş olması, daha ileriye gidilmiş olması Osmanlı'nın Avrupa ve batı vizyonunun yansımasıdır."
Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu söyleyen Numan Kurtulmuş, "Bu topraklarda geçmişle geleceğimizi birleştiren önemli, mübarek topraklardır. Nasıl 672 sene evvel Türklerin Rumeli'ye geçişine sahne olduysa aynı şekilde 18 Mart'ta Birinci Dünya Savaşı'nın sonrasında da yine bu sefer Batı'da emperyalist güçler tarafından 'Haydi siz kim oluyorsunuz? Orta Asya'dan gelmiş olan parya millet. Gidin ait olduğunuz yere Orta Asya steplerine' denilerek milletimiz Çanakkale'den bu topraklardan sökülüp atılmaya çalışılmış, Akif'in tabiriyle 'Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela... Hani, tauna da züldür bu rezil istila' dediği, o istila gerçekleştirilmeye çalışılmış ama bir avuç imanlı insanın ayağa kalkmasıyla 'Ya Allah' diyerek buradan bu topraklardan emperyalistler tekrar püskürtülmüş onlar ait oldukları yerlere geri dönmüşlerdir. Bu büyük zafer milletimizin imanının, tarih şuurunun, vatan aşkının, millet sevdasının çok tabii bir sonucudur. Hepiniz Çanakkale'yi çok iyi biliyorsunuz. Çanakkale destanında taraflar arasındaki güç dengesi kağıt üzerine yazılıp mukayese edilemeyecek kadar büyük bir dengesizliktir. Bir tarafta dünyanın en ağır, en gelişmiş silahları, diğer tarafta kazma küreği olmayan bir millet. Bir tarafta istila etmek için istemediği bir savaşa sokulan birtakım askerler, dünyanın dört bir tarafından getirilen diğer taraftan bir karış toprağını vermemek için canını seve seve feda eden Mehmetçikler. Var ile yok arasında, imanla inkar arasında, varoluş mücadelesiyle yok etme gayreti arasında bir büyük savaşı; iman, var olma iradesi ve kurtuluş mücadelesinin o aziz kahramanları kazandılar. Hepsinin ruhu şad olsun. Gazi Yakup Bey ve alperenleri, Gazi Süleyman Paşa ve yoldaşları buraya gelirken bir avuç insandı. İnanın ki karşınızda temsilini gördüğümüz 57'nci Alay da bir avuç askerden ibaretti. Karşılarında ordular vardı. Buraya bizi getiren mayın gemisi devrin mütevazi gemilerinden birisiydi. Boğaza bıraka bıraka 26 tane mayını ancak bırakabilmişti. Karşısında ise onlarca dünyanın en büyük savaş gemileri. Hani bugün var ya dünyanın en büyük uçak gemileri diye dolaşıyorlar. Aynen onlara benzer dönemin en büyük uçak gemileri vardı. Ama sonuçta Malazgirt'in ruhu, Gazi Süleyman Paşa'nın ruhu, Osmanlı'nın fetih ruhu ve Anadolu'nun var olma ruhu bir araya gelerek mücadele etti ve kahramanca direndi. Biz bu büyük tarihsel sürekliliği bundan sonra da devam ettireceğiz" dedi.
Dünyada tarih şuurundan yoksun milletlerin bu coğrafyada ayakta durmasının mümkün olmadığını söyleyen Kurtulmuş, "Dünyanın her yerinin nasıl büyük bir ateş çukuruna döndürüldüğü, hele bizim coğrafyamızın nasıl Akif'in tabir ettiği gibi dünyanın bütün devletlerin güçleri tarafından parsellenmeye çalışıldığı bir dönemde bizim Türk milleti olarak bir olmak, beraber olmak, birlikte olmak ve güçlü olmaktan başka bir şansımız yoktur. Birbirimize yaslanmak, birbirimize güvenmek ve birbirimizden güç almak mecburiyetindeyiz. Bu toprakların tarih şuurunu iyi bir şekilde kavramak, gençlerimize, evlatlarımıza bu şuuru kavratmak mecburiyetindeyiz. Bu töreni sadece bir sembol olsun diye yapmıyoruz. Bizim törene ihtiyacımız yok. Bu törenleri ihtiyacımız olan birliği ve ihtiyacımız olan tarih şuuruna sahip olmayı pratik olarak yaşamak için gerçekleştiriyoruz. Esasında Yakup Bey'den Gazi Süleyman Paşa'dan Gelibolu'nun fethinden 57’nci Alaya, Gazi Mustafa Kemal'e Çanakkale mücadelesine bir hat çekiyor ve bu hattın verdiği ışıkla geleceğe doğru daha aydınlık, daha güçlü bir şekilde yürüyoruz. Bu şekilde milletçe el ele vermek, kenetlenmek, tarihten aldığımız güçle kökü mazide olan bir ati kurmak mecburiyetindeyiz" diye konuştu.
TBMM Başkanı Numan Kurulmuş, sözlerini şöyle tamamladı: “Emperyalizmin yolu bölmek, parçalamak, ufalamak ve dağıtmaktır. Bizim tarihten aldığımız ders ve ecdadımızın bize gösterdiği yol ise birleşmek, bütünleşmek, bir arada olmak, daha güçlü olmaktır. Bu bilinçle, bu şuurla hareket edeceğiz ve inşallah nasıl bir asır evvel 'Hasta adam' diyerek boğazımıza çökmeye çalıştılarsa, nasıl bir asır evvel Çanakkale'nin koylarını işgal ederek İstanbul'a kadar gitmeyi hayal ettilerse, inanın ki tarih bize öyle büyük bir imkan vermiştir ki bir asır evvel bize 'Hasta adam' diyenler bugün kendileri hasta adam haline gelmişler ve Türkiye'den medet umar hale gelmişler. Gücümüz arttıkça, birliğimiz kuvvetlendikçe içeride işlerimizi gayet güzel hallettikçe güçlü büyük Türkiye hedeflerine yürüdükçe Allah izniyle bu ülkenin bu milletin önünde duracak başka hiçbir güç yoktur. Dün bize ‘Hasta adam’ diyenler, bugün Avrupa kıtasının güvenliği nasıl sağlayabileceklerini derin derin düşünmektedirler. Dün bize 'Hasta adam' diyenler, kendilerine bugün dışarıdan gelmekte olan tehditleri nasıl savunacaklarını kara kara düşünmektedirler. Batının en doğusunda, doğunun en batısında tarihin her döneminde bir doğulu devlet ama hiçbir zaman batıya kapısını ve gözünü kapatmamış olan bir millet olarak Türkiye'ye her zaman daha çok ihtiyaçları var. Bu ihtiyacın farkındayız. Onlar da farkında. Biz bölgemize dünyada sulh ve selamet istiyoruz. Barış istiyoruz. Bu bölgede coğrafyamızda dostluğun hakim olmasını istiyoruz. Ama Türkiye'ye karşı düşmanca tavırlar içerisinde olanlara da her şekilde hazırlıklı olduğumuzu ve asla Türkiye'nin düşmanlarına fırsat bırakmayacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyoruz. Allah bu milletin yolunu açık etsin. Nasıl geçmişte büyük fetihler gerçekleştirdiyse aynı ruhla bu millete nice büyük zaferler nasip etsin. Her alanda büyük galibiyetler, büyük muvaffakiyetler nasip etsin. Bilimde, sanatta, teknolojide her alanda en yüksek mertebeye ulaşmayı nasip etsin diyorum. Bu vesileyle pazar günü ilk maçımızı yapacağımız Dünya Kupası'nda da milli takımımızdan üstün başarılar diliyoruz. İnşallah bu kupadan büyük bir zaferle geri dönmeyi ümit ediyoruz. Allah'tan niyaz ediyoruz."
Konuşmanın ardından gerçekleştirilen halk oyunları ve mehteran gösterisinin ardından program sona erdi.