HABER

Kapat

Gazetecilerin yeni TCK isyanı

ANKARA (İHA) - Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Nazmi Bilgin, "Yeni Türk Ceza Yasası'yla getirilen kısıtlamalar, basına karşı devletin uyguladığı birer sansür oku gibi yüreğimize saplanmaktadır" dedi.

Nazmi Bilgin, 24 Temmuz Basın Bayramı sebebiyle yaptığı açıklamada, "Günümüzde ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve bilgi edinme hakkını vatandaşın elinden alan yeni Türk Ceza Yasası ile getirilen kısıtlamalar, basına karşı devletin uyguladığı birer sansür oku gibi yüreğimize saplanmaktadır. Aradan geçen 97 yıla rağmen, biz hala devletin medyaya uyguladığı sansürü tartışıyorsak, demokrasi yolunda ortada bir sorun vardır ve çağdaşlaşan Türkiye imajına yakışmayan bu durumun derhal düzeltilmesi gerekir" diye konuştu.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin'in, basında sansürün ilk kez kaldırılışının 97. ve Lozan Antlaşması'nın 82. yıldönümleri nedeniyle yayımladığı mesaj şöyle:

"Bugün 24 Temmuz. Biri Cumhuriyet öncesi, diğeri Cumhuriyet sonrası tarihimizin 2 önemli olayının yıldönümü. İlki, 1908 yılında 2. Meşrutiyet'in ilanıyla Basında Sansürün İlk Kez Kaldırılışı'nın 97. yıldönümü, 2. ise bir ulusun haklılığının yedi düvele kanıtlandığı Lozan Antlaşması'nın 82. yıldönümüdür. 1923 yılında Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü güvence altına alınmıştır. Lozan Barış Antlaşması, bağımsızlık ve özgürlüğün güvencesi, genç Türkiye Cumhuriyet'inin temel dayanağı olmuş, Misak-ı Milli sınırlarımız, bir daha asla sarsılmayacak biçimde çizilmiştir. Lozan Barış Antlaşması'nın temelinde, şehitlerimizin kanı ve Türk Ordusu'nun yenilmez direnci vardır. Türk ulusu istiklal mücadelesini Lozan Antlaşması ile taçlandırmıştır. İşte bu yüzdendir ki; 24 Temmuzlar'da her 2 olayın birlikte anılmasında yarar vardır. Çünkü bu 2 olayla özgürlük, demokrasi ve bağımsızlığın ayrılmaz bir bütün oluşturduğu simgelenmektedir. Her 2 olay da ulusal birliğin ve ulusal sorumluluğun gerekleridir. Yeni Basın Yasası ile Türk basınının içinde bulunduğu sorunlara önemli çözümler getiren hükümet, maalesef Basın Kanunu ile verilen hakları, ifade özgürlüğünü, bilgi edinme ve gazetecilerin haber verme haklarını sınırlayan 5237 sayılı Türk Ceza Yasası ile geri almıştır. Basının özgür ve yansız olmadığı bir ülkede demokrasi ve insan haklarından söz edemeyiz. Basının özgür konumunu gölgeleyen ve basını temel işlevinden uzaklaştıran sansür, halkın çıkarlarının savunulmasının ve özgür düşüncenin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir."

"Günümüzde ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve bilgi edinme hakkını vatandaşın elinden alan yeni Türk Ceza Yasası'yla getirilen kısıtlamalar, basına karşı devletin uyguladığı birer sansür oku gibi yüreğimize saplanmaktadır" deyin Bilgin, "Aradan geçen 97 yıla rağmen biz hala devletin medyaya sansürünü tartışıyorsak, demokrasi yolunda ortada bir sorun vardır ve çağdaşlaşan Türkiye imajına yakışmayan bu durumun derhal düzeltilmesi gerekir. Devlet sansürü kadar, basının kendine sansür uygulaması, daha doğrusu patronların ve bir kısım medya yöneticilerinin çıkar kaygısıyla yanlı haber yapılmasının sansürden bir farkı yoktur. Basının kendine sansür uygulaması demokratik bir ülkede kabul edilebilir bir durum değildir. Bu 24 Temmuz'da Yasama ve Yürütme erklerine bir kez daha çağrıda bulunuyor ve diyoruz ki; 'Türkiye'de medya, sermaye çevreleriyle, bankacılık, enerji, petrol dünyasıyla iç içedir ve en önemlisi siyasetle iç içedir. Bu ilişkiler zinciri kırılmadıkça, basın özgürlüğünden söz edemeyiz.' Türkiye, bu çelişkili durumu mutlaka aşmalıdır. Basın çalışanlarının koşullarını iyileştirecek, editoryal bağımsızlığını sağlayacak, sendikal haklara kavuşturacak

Yasalar bir an önce çıkarılmalıdır. Basın çalışanlarının can güvenliği, iş ve çalışma güvenliği sağlanmalı ve çalışanlar arasındaki gelir dengesizliğinin giderilmeli, 212 sayılı Basın İş Yasası 'patronlar istiyor' diye tamamen kaldırmak yerine, çalışanlar lehine daha da iyileştirilmelidir. Basınımızın gücünü ve etkinliğini artırabilmesi için kendisini sorgulaması, kendi içinde denetim kurması ve kendisini yeniden yapılandırması inancını taşıyoruz. Basının kendi içindeki öz denetimi, çıkarılacak yasalardan daha etkili olacaktır. Basın-yayın kuruluşlarının, medyanın bağımsız ve tarafsız olması en temel ilkedir. Basın, doğru ve güvenilir bilgi vermelidir. Kamuoyunun sağlığı bunu gerektirir, toplumumuz ancak bu şekilde çağdaş olabilir, gelişebilir. Lozan'ı ve O'nun ilkelerini de basın özgürlüğünü de dün savunduk. Bugün savunuyoruz, yarın da savunacağız" açıklamasında bulundu.

YORUMLARI GÖR ( 0 )

En Çok Aranan Haberler

Kapat