İSTANBUL (İHA) - Şehirlerde deprem hasarlarının yüksek olmasının başlıca sebebinin gecekondulaşma olduğu belirtildi.
Mimar-ekonomist Remzi Kozal, gecekondulaşmanın, II. Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında köylerden kentlere göçün hızlandığı bir ortamda ortaya çıktığını hatırlatarak, "Asya, Güney Amerika ve Afrika'da insanların iş bulmak amacı ile kırsal alanlardan kentlere göçü, kentlerin nüfusunun beklenmedik biçimde artmasına neden oldu. Hindistan'da, Cezayir'de, Peru'da, Brezilya'da, Meksika'da, İran'da ve Türkiye'de gecekondu yerleşim alanları yaygındır" dedi.
Türkiye'de gecekondu yapımının 1930'lu yıllarda başladığına dikkat çeken Kozal, "Fakat II. Dünya Savaşı'ndan sonra köyden kente göçün hızlanması ile yoğunluk kazandı. Konu hakkında ilk yasa 5218 sayılı ve 1948 yılında çıkarıldı. Aynı yıl 5228 sayılı yasa çıkarıldı. Bilahare 1948'de 5431 sayılı yasa çıkarıldı. 1953'te 6188 sayılı yasayla da o ana kadar yapılmış bütün gecekondular yasallaştırıldı. 1966'da 775 sayılı "gecekondu" adını taşıyan ilk yasa çıkarıldı. 1980'lerdeki düzenlemeler siyasal amaçlarla bağlantılı oldu ve beklenen sonucu vermedi" dedi.
İlk gecekondu semtlerinin, Haliç, Zeytinburnu ve Kağıthane'de oluştuğunu belirten Kozal, "Bugün İstanbul'da 2.5 milyon civarında bina bulunmaktadır. Bunun yaklaşık 1.3-1.4 milyonu imara aykırı, yani kaçak binalardır. Türkiye'de, 1953'te kaçak yapı 80 bin civarında iken, 1960'da 240 bin, 1970'te 600 bin, 1980'de ise 850 bini buldu. Bugün bu sayının 3-4 milyon dolayında olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye genelinde nüfusun yüzde 30 kadarı kaçak inşa edilmiş binalarda yaşıyor. Bu oran, Ankara'da yüzde 70, İstanbul'da yüzde 60-65, İzmir ve Adana'da yüzde 50, Samsun ve Erzurum'da yüzde 40, Bursa ve Diyarbakır'da yüzde 30 dolaylarındadır. Ancak, Güneydoğu'daki göçün direkt etkilediği Diyarbakır ve Adana'da belirtilen oranlar yukarılara doğru çekilmektedir. Türkiye'deki kaçak yapıların yüzde 33'ü İstanbul'da, yüzde 30'u Ankara'da, yüzde 12'si İzmir'de, yüzde 5'i Adana'da, yüzde 4'ü Bursa'da, yüzde 3'ü Samsun'da bulunuyor" dedi.
GECEKONDULAŞMADA ÇÖZÜM: PLANLAMA
Gecekondulaşmayı önlemek için göçün, kaynağındaki nedenleri ortadan kaldırılarak durdurulması gerekiyor. Ülke genelindeki insan hareketleri kontrol edilerek, göç kaynağında yapılacak iyileştirmelere rağmen yine de göçmek durumunda olan insanların belli bölgelere doğru planlı, programlı bir şekilde yönlendirilmesi gerekiyor. Özellikle İstanbul'un, Marmara bölgesinin göç almaması için, yaşadıkları yerlerden göçen insanları durduracak kalkan şehirler oluşturulması gerekiyor. Göçü, başka bölgelere yönlendirmek için yeni çekim merkezleri oluşturularak, örnek salkım şehirler kurulması gerekiyor. Kızılırmak-Fırat ekseni bir çekim merkezi, bir cazibe ekseni olarak düşünülerek, İstanbul ve Marmara bölgesinde büyük kayıplara neden olacak facialarla karşılaşmadan, bu bölgedeki insan ve ekonomik yoğunluğu yurt sathına yaymak gerekiyor. Böylece doğal afetlerdeki kayıp riskide azaltmış oluyor.
Mutlaka ve mutlaka planlı şehirleşmenin önü açılarak, şehirlerin insanların rahatça yaşayabileceği şekilde konuşlandırılması gerekiyor.