HABER

Kapat

Kürt sorunu hepimizin sorunu

Kürt sorunu hepimizin sorunu

DİYARBAKIR (İHA) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye, ne kadar Ankara, İstanbul, Konya, Samsun, Erzurum'sa, o kadar Diyarbakır'dır" dedi. Özel Ana uçağıyla sabah saat 10.45'te, Diyarbakır'a gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından Şilbe mevkiinde yaptırılan konutların anahtar teslimi törenine katıldı. Törende, ayrıca Diyarbakır Valisi Efkan Ala, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya ile çok sayıda vatandaş hazır bulundu. Erdoğan, tören alanında halk oyunları gösterileriyle karşılandı. Tören, Mustafa Kemal Atatürk için saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Daha sonra TOKİ'nin tanıtıldığı bir barkovizyon gösterisi sunuldu.

Törende bir konuşma Başbakan Erdoğan, sözlerine, Diyarbakır'da bulunmaktan dolayı heyecanlı olduğunu söyleyerek başladı. Şu ana kadar, ülkenin dört bir yanında eğitimden, sağlığa, adaletten, güvenliğe, ulaşımdan, toplu konutlara kadar her geçen gün refah seviyesinin yükseldiğini belirten Başbakan Erdoğan, "Göreve geldiğimizde Kişi Başına Milli Gelir 2 bin 72 dolarken, şu anda 4 bin 500 dolara doğru yürüyoruz. Neler oluyor bu ülkede farkında olmuyoruz. AK Parti iktidarı her şeyden önce, altını çizerek ifade ediyorum, ayrımcılığı, gerek bölgesel olarak, gerekse etnik unsur olarak ortadan kaldıran bir iktidardır. Bunu Diyarbakır'da bundan önce yapmış olduğum 3 Kasım seçimlerinde ve daha sonraki gezilerimde açıkladım. Türkiye, ne kadar Ankara, İstanbul, Konya, Samsun, Erzurum'sa, o kadar Diyarbakır'dır. Bunu böyle biliniz. Bu ülkenin her yerinin kokusu, rengi, sesi, musikisi farklı bir lezzete sahiptir. Her ülkede geçmişte hatalar yapılmıştır. Zor günler yaşanmıştır. Türkiye, pek çok zorluğun harmanından geçerek buraya geldi. Geçmişte yapılan hataları yok saymak, büyük devletlere yakışmaz. İktidarımız bu bilinçle hizmete soyunmuştur. Büyük millet olmak, geçmişle yüzleşerek, geleceğe yürürken geçmişin davalarıyla geleceği ipotek altına almamakla mümkündür. Çünkü gelecek aydınlık günlerle doludur" dedi.

"KÜRT SORUNU DA HEPİMİZİN SORUNUDUR" Konuşmasına, şiir okuduğu için cezaevinde yattığını ve bunun için asla devletine küskün olmadığını, bunun mesajını da cezaevinden verdiğini belirten Erdoğan, "Mesajımda, 'Bu devlet, bu vatan, bayrak hepimizin' demiştim. Bayrağın dalgalandığı her yerde herkesin 1. sınıf vatandaş olması, hukuk devletinin misafir olmaması, çocukların geleceğe umutla bakması, benim ve arkadaşlarımın sevdasıdır. Geçmişte siyasi ve idari hatalar dönem dönem, pek çok kesime yapıldı. Sorunlar hepimizindir. Ama illa ad koyalım diyorsanız, Kürt sorunu da bu milletin bir parçası değil, hepimizin sorunudur, benim de sorunumdur. Sorunların parça parça adresi olmaz. Kürt olsun, Türk olsun, Çerkez olsun, Abaza olsun, Laz olsun, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak sorunudur. Çünkü güneş herkesi ısıtır. Çünkü yağmur herkes için rahmettir. Çünkü aynı toprağın insanıyız. Millet olmak budur. Bu ülkenin Başbakanı olarak, Kürt sorunu herkesten önce benim sorunumdur. Bu memleketin başka bir meselesi olsa, o da önce benim meselemdir. Bu ülkeyi kuranların bize miras bıraktığı temel prensipler dahilinde, her sorunu daha çok demokrasi, vatandaşlık hukuku ve refahla çözeriz ve çözeceğiz de. Tek devlet, tek millet ve tek bayrak prensibi içinde Kürt sorunu da, başka sorunlar da gözbebeğimiz Cumhuriyet'in demokratik ortamında çözülecektir" şeklinde konuştu.

Sorunları yok saymadıklarını ve bunlarla yüzleşmeye hazır olduklarını belirten Erdoğan, "Milletimizin sorunlarını bahane ederek, terör ve şiddet ortamı oluşturmaya çalışanların karşısına, devlet ve millet olarak sarsılmaz bir iradeyle çıkıyoruz. Terörün ve şiddetin bu ülkenin en büyük düşmanı olduğunu ve buna asla göz yumulmayacağını bir kez daha söylüyorum. Masum vatandaşlarımızı katleden, güvenlik güçlerimizi şehit eden, milletin geleceğine suikast düzenleyen teröristler, bu ülkenin evlatlarını kurban seçiyor. Anneler-babalar, evlatlarımızı bu terör belasından kurtarmak için devletin her türlü yardıma açık olduğunu bilin" dedi.

"KARDEŞÇE YAŞAMAYA ENGEL OLAN GEREKÇELERİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ" "Hangi sorun varsa, çözüm için adres biziz" diyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Şanlı bayrağımızın dalgalandığı her karış toprakta, 1. sınıf vatandaşlık sözünü verdik, veriyoruz. Her yere çok özel mesajlar götürüyoruz, bunun özü birlik beraberlik kalkınma huzur ve refahtır. Halkımızın büyüme ve kalkınma sevincini karşılıyoruz. Sorunlar ne kadar büyük, meseleler ne kadar karmaşık olursa olsun, yeterli akıl, irade varsa, çözüm de vardır. Bu da bizim elimizdedir. 3 yıldır ülkenin sorunlarını çözmek için irademizi ortaya koyduk. İnsanımızın yüzünü güldürmek istiyoruz. Huzur, adalet, demokrasi içinde birbirinin hukukunu koruyarak, yan bakmadan, kardeşçe yaşamaya engel olan gerekçeleri ortadan kald Türkiye, pek çok zorluğun haıracağız. Söyleyecek sözü olun herkesi dinlemeye, herkese kulak vermeye hazırız. Yeter ki gelecek umutlarımıza gölge düşüren şiddeti bertaraf edelim. En zor şartlar altında bile güvenimizi yitirmedik. Türkiye'nin geldiği bu noktadan geri adım atılmayacağını, demokrasinin derinleşerek hissedileceğini herkesin bilmesi gerekir. Biz ülkemizin düşünen kesimi, yazan, çizen kesimiyle 2 gün önce bir görüşme yaptık. Büyük takdir topladı ama hazmedemeyenlerin olduğunu gördüm. Düşünceye saygısı olmayanlar, düşünce hürriyetinden bahsedemezler. Özgürlüklere tahammül edemeyenler, özgürlükten bahsedemezler. Din ve vicdan özgürlüğünü hazmedemeyenler, din ve vicdan özgürlüğünden bahsedemezler. Bunu hazmedemeyenler, adeta güneş karşısındaki kartopu gibi erimeye mahkumdur. Bunlara aldırmadan yolumuza devam edeceğiz. Ayrımcılıktan yana olanlar, bir gerçeği bilecek. Yola çıkarken, 14 Ağustos 2001'de, 'Bizim 3 kırmızı hattımız, çizgimiz var' dedik. 1.'si etnik milliyetçilik. Çünkü ülkemizde ayrımcılık yapamadık. Her etnik unsur kendisiyle övünebilir. Bizi birbirimize bağlayan bağ, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. 2.'si bölgesel milliyetçiliktir. Biz insanlar arasında ayırım yapmamayı, medeniyetimizin gereği olarak kabul ediyoruz, Yunus'un dediği gibi, 'Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü' anlayışıyla bakıyoruz. Batı-Doğu-Kuzey-Güney bunlar arasında ayrım yapamayız. 3.'sü de dinsel milliyetçilik. Ona da yer yok. Hangi dinden, mezhepten olursa olsun, hepsine eşit mesafedeyiz".

En Çok Aranan Haberler

Kapat