Günlük hayatın sıradan anlarında bazen garip ama bir o kadar da dikkat çekici durumlarla karşılaşılır. Duvarda ya da bir prizde bir yüz fark etmek ya da bir eşyanın sanki bize bakıyormuş hissine kapılmak bunlardan biridir. Özellikle priz gibi tamamen cansız ve işlevsel bir nesnede insan yüzünü andıran bir görüntü görmek pek çok kişinin durup düşünmesine neden olur. Bu noktada neden priz gibi cansız nesnelerde insan yüzü görüldüğü merak konusudur.
Günlük yaşamda pek çok insan, priz, kapı kolu, araba farı ya da duvardaki bir desen gibi cansız nesnelerde insan yüzüne benzeyen şekiller gördüğünü fark etmiştir. İlk bakışta tuhaf gibi gelen bu durum aslında oldukça yaygındır. Hatta çoğu zaman bu yüzler bize gülüyormuş, şaşırmış ya da üzgünmüş gibi belirli bir ifade bile taşıyor gibi görünebilir.
İnsan beyni çevresini hızlı ve anlamlı bir şekilde yorumlamak üzere evrimleşmiştir. Bu yüzden beyin karmaşık şekiller arasında bile tanıdık bir şey aramaya eğilimlidir. İnsan yüzü ise beyin için en tanıdık görsellerden biridir. Kişiler daha bebeklikten itibaren yüzlere odaklanır mimikleri ayırt etmeye çalışır. Bu alışkanlık ilerleyen zamanlarda cansız nesnelerde bile yüz benzeri görüntüleri fark etmeye yol açar. Bu durum bir hata ya da bozukluk değildir. Aksine insan algısının doğal bir sonucudur.
Prizler bu duruma çok uygun örneklerdir. Çünkü yapıları gereği simetrik detaylara sahiptir objelerdir. İki yuvarlak delik göz gibi algılanabilirken alt kısımdaki topraklama girişi ağız izlenimi vermektedir. Prizdeki düzen beynin “burada bir yüz var” demesi için yeterlidir. Aslında ortada gerçek bir yüz yoktur ve buna uygun tasarlanmamıştır. Bu olguda beyin eksik bilgiyi tamamlayarak anlamlı bir bütün oluşturur.
Bu durum pek çok kişi tarafından aniden fark edilir. Gün içerisinde defalarca görülen bir priz herhangi bir zamanda farklı bir ışık altında yüz gibi algılanabilir. Priz gibi cansız objelerde yüz görmek çoğu insan için şaşkınlıkla ya da gülümseme ile karşılanır. Bazı insanlar bu yüzleri sevimli bulurken bazıları için ise oldukça rahatsız edici olabilir.
Öte yandan kişilerin ruh hali ve dikkat düzeyi de bu algıyı etkileyebilir. Örneğin beyin yorgun, dalgın ya da hayal kurmaya yatkın olduğu anlarda çevredeki şekilleri yorumlama ihtiyacı artar. Bu durum cansız nesnelerdeki anlam arayışını güçlendirmektedir. Çünkü insan zihni boşlukları sevmez. Bu yüzden yüz görmek tamamen beynin tanıdık bir şeyler görme ve anlamlandırma isteğinden kaynaklanır.