HABER

Kapat

Özgür Özel: "Seçimin de değişimin de zamanı gelmiştir"

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir'de zeytin üreticilerinin sorunlarını dinledi. Artan üretim maliyetleri ve düşen ürün fiyatlarına tepki gösteren Özel, seçim zamanının geldiğini, iktidarın mutlaka değişeceğini söyledi.

Özgür Özel: "Seçimin de değişimin de zamanı gelmiştir"

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir programları kapsamında zeytin üreticileriyle bir araya geldi. Burada yaptığı konuşmada, üreticilerin sorunlarına vurgu yapan Özel, "Nereye gitsem üretici feryat ediyor. Zeytin üreticisi iflasın eşiğine geldi" ifadelerini kullandı.

Seçim zamanının geldiğine işaret eden Özel, "Bu iktidarı hep birlikte değiştireceğiz, zeytinimizi de dünya markası yapacağız" ifadelerini kullandı.

Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Tabii burada böyle muhteşem bir kalabalık var sabahın erken saatinde. Bir de şimdi zeytin üreticisi için oturma, gezme, siyasetçiyi dinleme günlerinde değiliz. Normalde zeytin öğreticisinin çalışacağı, yıl boyunca emek verdiği, evladı gibi baktığı zeytinden hasadını alacağı ve bütün bir yıl boyunca beklediği bir dönemin içindeyiz. Ama burada büyük bir kalabalık var. Bunu şahsıma işte ‘Gittik de köylüler koştu, geldi. Heryeri doldurdular, köyler boşaldı. Bu, Özgür Özel’e duyulan sevgi falan’ hiç böyle görmüyorum bunu.

Özgür Özel: "Seçimin de değişimin de zamanı gelmiştir" 1

"ZEYTİN ÜRETİCİSİ YANIYOR, SESİNİ DUYURMAK İSTİYOR"

Seviyorsunuz, biz de sizi seviyoruz ama mesele zeytin üreticisi yanıyor, sesini duyurmak istiyor. Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Bu Edremit dediğiniz yerde zaten bakın burası Edremit’in bir mahallesi, eskiden belde belediyesiydi. Kapattılar belediyeleri, mahalle oldu burası. Bu Zeytinli, zeytinin kalbi. Edremit, zeytinin kalbi. Burada iki bin yıldan fazla zamandır zeytin toplanıyor, zeytinyağı sıkılıyor, zeytin tarımı yapılıyor. Antik çağlardan beri bu topraklarda zeytin var, zeytincilik var, zeytin hasadı var. Antik çağlardan beri ilk kez zeytin üreticisi bu kadar perişan durumda. Son üç yılın, beş yılın değil; bin yılın, iki bin yılın krizi ile karşı karşıyayız. Çünkü çağlar boyunca, iki bin yıldır burada zeytin var, zeytin ağacı var, üretim var. Hiçbir zaman o zeytin ağacının zeytinini toplayıp da aç kalmadı bu insanlar. Hiçbir zaman zeytin üreticisi zeytinini toplayıp yarın sıktıramayacak hale gelmedi. Teyze diyor ki ‘Çırpıcı ayrı para, sıkmak ayrı para. Yevmiyeye param yok, toplatamıyorum. Zeytin ağaçta kalıyor’ diyor. Cağlar boyunca hiçbir zaman zeytin üreten kişi aç kalmadı. Ama bu sene zeytin üreticisi aç kalmakla, borcunu ödeyememekle ve iflas etmekle karşı karşıya geldi.

“MALİYET 75 LİRA İKEN FİYAT 50 LİRA”

Bakın çok çeşitli rakamlar var, sürekli değişen rakamlar var. Ama aynı türden zeytini ele aldığınızda yani sofralık iri, yeşil zeytin. Bu zeytin geçen sene 90 liraya satıldı, doğru mu? Bu zeytinin bu seneki maliyeti 75 lira. Zeytinyağının bu seneki maliyeti 280 lira. Herkes kulağını kapatmış, bir fiyat bekliyordu. Maalesef Tariş, bu sene sustu. Doğru mu? Fiyat söyleyemedi. Yılların şirketleri fiyat ilan etmedi. İktidar partisine yakın bir şirket ki adını çokça söylediniz. Burada piyasayı baskılayarak, çeşitli manipülasyonlar yaparak fiyatları aşağıya çekmeye çalıştılar ve maalesef başarılı oldular. Bugün için maliyeti 75 lira olan bu zeytini, geçen sene 90 liraya sattığınız bu zeytini bu sene 40-50 liraya almaya çalışıyorlar. Bu zaman bu zeytinin toplaması, her türlü maliyeti hesaplandığında, maliyet 75, fiyat 50 lira olunca zeytin üreticisi iflasın eşiğine geliyor. Zeytinyağında maliyeti 280 lira, fiyat 220 lira ve daha aşağıya doğru geliyor. ‘180’e çektiler’ diyor. Zaten sorun öyle bir sorun ki bu sorun bu sene siz beni görüyorsunuz, şimdi de buraya geldim.

Ben Rize’ye gittim, sorunun adı çay; aynı sorun. Ordu’da, Giresun’da, Trabzon’da fındıkta; aynı sorun. Gaziantep’te antep fıstığı, aynı sorun. Memleketim Manisa’da yaş üzüm, kuru üzüm, sofralık üzüm, şaraplık üzüm; aynı sorun. Buğdayda biraz önce dedi ‘30 dönüm buğday ekiyordu, ekemiyor maliyetlerden.’ Aynı sorun. Malatya’da kayısı var, aynı sorun. Limon üreticilerine gittim, narenciye üreticilerine gittim; aynı sorun. Limon dalda kalmış. Geçen hafta memleketim Manisa Sarıgöl’de sofralık üzümü kesmiş, dereye dökmüş. Şimdi kesiyorlar, dibine düşürüyorlar. Yani alıp götürüp satamadığı için asmanın dibine kesiyorlar. Limon dalında kuruyor, dalında çürüyor. Bugün buraya geldik aynı sorun. Herkesin dediği şu, ‘Geçen sene mazot 50 liraydı, bugün 100 lira. Ama geçen sene fındık da üzüm de fıstık da burada zeytin de geçen senenin yarı fiyatı.’ Maliyetler ikiye katlanmış, en az yüzde 50, 60 artmış ama ürün konusunda fiyatlar yarıya düşmüş. Bu plansızlıktandır. Bu ülkedeki en önemli kurum Devlet Planlama Teşkilatıydı, AK Parti geldi önce adını değiştirdi. Bir bakanlığa bağladı koca teşkilatı. Sonra tamamen kaldırdı.

Bugün üretici maliyetler karşısında korumasız. Ürününü satma konusunda güvencesiz. Bakın biz bugün gelirken İstanbul’dan otobandan geldik. Otobanın bir sahibi var, yaptı onu. 30 sene boyunca hesabını biliyor adam, nasıl biliyor musun? ‘Özgür Özel kalkar gelir bu sabah 3, 4 arabayla peş peşe, otobana girerse kazanacağım parayı biliyorum. Girmezsem yine biliyorum.’ Neden? Geçiş garantisi var onun. Demişler ki ‘Kardeşim gel sen burada otoban yap, yolcu gelirse bu kadar alacaksın, yolcu geçmezse de ben senin gelirini garanti ediyorum’ demiş. Kim? Devlet. Kime? Türkiye’nin en zengin müteahhitlerine. Kaç zaman? 30 yıl boyunca kazanacağı para belli adamın. Ama buraya geldim, burada belki 3 bin zeytin üreticisi var. 30 yıl değil, 3 yıl değil, 3 gün sonra zeytinini kaç paraya alacaklar bilen yok. Alacaklar mı, bilen yok. Parasını ödeyecek mi, bilen yok. Parasının garantisi var mı, bilen yok.

"ÜRETİCİYE GEÇİM GARANTİSİ OLACAK"

Bakın buradan size söylüyorum. YENİ Parti’nin kuracağı iktidarda zengini bilmem ama üreticiye geçim garantisi olacak. Otobanda geçiş garantisi var, havaalanı yapıyorlar uçuş garantisi var, yolcu garantisi var. Tünel yapıyorlar geçeceklere geçmeyeceklere geçiş garantisi var. Hastanede hasta garantisi var, tahlil garantisi var; 20 yıl, 25 yıl, 30 yıl, sözleşmesine göre. Ama zeytinciye geldiğinde geçim garantisi yok. Yok öyle yağma, öyle yağma yok. Bundan sonra kim geçim garantisini veriyorsa oyu o alacak. Bu iktidar da gidecek oyu o zengin müteahhitlerden istesin. Bizden istemesin bundan sonra. Böyle bir şey yok. Doğru mu? Doğruya doğru. Bunu böyle bileceğiz, böyle konuşacağız. Bakın ne iş yapar bir hükümet. Hükümet elbette gelip zeytinin dibini çapalamaz. Oraya kirecini koymaz. Sulama onun işi değil. Budama onun işi değil. Silkme, silkeleme, toplama onun işi değil. Yağa götürme onun işi değil. Bunlar bizim işimiz, sizin işiniz. Hükümetin işi ne? O zeytinyağını dünya pazarlarına sokacak imkanları yaratmak, pazar yaratmak.

Özgür Özel: "Seçimin de değişimin de zamanı gelmiştir" 2

“TÜRKİYE HÜKÜMETİ, İTALYAN ZEYTİNCİYE ÇALIŞIYOR; YAZIKLAR OLSUN”

Bakın Türkiye’deki zeytin ve zeytinyağı Tunus ile yarışıyor maalesef. Tunus ürettiğinin yüzde 80’ini ihraç ediyor, Türkiye, ürettiğinin yüzde 10’unu ihraç ediyor. İşte mesele burada. Sizin Türkiye zeytinin üretiminde, zeytinyağı üretiminde dünya birincisi. İhracatta dünyada altıncı sıraya geriliyor. Tunus yüzde 80’i ihraç ediyor. Biz yüzde 10’unu. Peki en büyük ihracatçı kim? İtalya. Yüzde kaç? yüzde 200. Ya böyle hesap mı olur? Adam ürettiğinden fazla zeytin ve zeytinyağı nasıl satar? Nasıl satar biliyor musunuz, senin, benim kaliteli ucuz zeytini ucuza buradan toplar, İtalya’ya götürür. Kendi markasını basar. İki katı fiyata dünya piyasalarına satar. İtalya’nın hükümeti, İtalyan zeytinciye çalışıyor. Türkiye’nin hükümeti? O da İtalyan zeytinciye çalışıyor. Yazıklar olsun. Onun için işi bilen, çalışkan kadroları getireceğiz. Pırıl pırıl. Mesela biri Sencer Bey, biraz önce gördüğünüz. Kendisi babamın oğlu değil, parti üyesi değildi. Ama dinledim. Hayvancılığı biliyor, sütü biliyor, tarımı biliyor, ‘Telefonunu bulun’ dedim, buldular. Aradım dedim ‘Sencer Bey, sana bir teklifim var, bu anlattıkların güzel ama bunu düzeltmek için gelip görev yapmanı istiyorum.’ Dedi, ‘Nasıl olacak?’ Dedi, ‘Ben siyasetçi değilim.’ ‘Bana siyasetçi lazım değil ki’ dedim. ‘Bana hayvancı, süt üreticisi, zeytin üreticisi, tarımdan anlayan biri lazım.’

Şimdi nasıl bütün dünya doğru işleri yapıp, doğru planlamaları yapıyorsa biz de sizin zeytininizi biraz önce tattık, bu erken sıkım meyve tadı var, meyve tadı. O kadar iyi aroması var. Meyve tadı, meyve kokusu var üzerinde. Bu ürünü bütün dünyayı tanıtmak, nasıl olacak? Örneğin ülkenin Cumhurbaşkanı, kendine yakın iş insanlarını uçaklara doldurup, dünyanın öbür taraflarına götürüp, bunlara ticaret anlaşmaları, bilmem neler imzalatıp paralarına para kattırıyor ki yapılsın. Yani her türlü ihracat bu ülke için önemlidir. Ama kardeşim dünyanın en iyi zeytinini üreteceksin, yüzde 10 ihraç edeceksin, yüzde 90’ı burada kalacak. Rekolteyi ilan etmeye korkacaksın, zeytin ve zeytinyağı kurumunu düzgün çalıştırmayacaksın. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi. Piyasaya müdahil olmayacaklar, doğru fiyat açıklamayacaklar. Üretim bağlantıları, ihracat bağlantıları olmayacak. Kooperatifleri desteklemeyeceksin. Ürünün sadece ve sadece yağ olarak değil, marka olarak değerlenmesi lazım. Markanın ihraç edilmesi lazım. Katma değerli ürünlerin olması lazım. Ama bunlar yapılmadığı için bugünkü büyük sıkıntılar yaşanıyor. 1 kilo zeytinin daha geçen sene 1,5 litre mazot aldığı günlerden şimdi 1 litre mazot almak için 2 kilo zeytin satılan günlere geldik. Geçen sene de iyi değildi bu ama bu sene perişan. Üç sene önce, üç sene öncenin rakamıyla 1,7, haydi diyelim 2 kilo yağ bir yevmiyeye denk gelirken şimdi 10 kilo yağ bir yevmiyeye neredeyse denk geliyor. Yevmiye ne kadar? Bin 800 lira.10 litre yağ satacaksın, ‘180 liradan alıyorlar’ diyor yağı, bir yevmiye ödeyeceksin.

"BİZ ÖDEYECEĞİZ O FARKI KADINLARA"

Ayrıca kadın yevmiyesinin düşük, erkek yevmiyesinin daha yüksek olduğu bir düzeni kabul etmiyoruz. Buradan açıkça söylüyorum. Kadın yevmiyesi ile erkek yevmiyesi arasında 200 lira fark mı varmış? O farkı ödemeyen devlet olmaz olsun. Biz ödeyeceğiz o farkı kadınlara. Kadının istihdamı yok, kadının güvencesi yok, kadının sigortası yok, kadının emekliliği yok. Çalışan kadınlara prim desteği; çalışamayan, evde kalan, hastasına bakan, yoksulluktan dolayı ailesine geçindirmek için evde çalışan ama emeği görülmeyen kadına, engellisine bakan kadına, iş sağlayamadığımız kadına da sigorta güvencesi vereceğiz. Tüm kadınların emeklilik hakkı olacak. Şunu bilsin Türkiye. Ecevit olmasaydı, 1970’lerde sosyal demokrasinin dünyadaki rüzgârları Türkiye’ye taşınmasaydı ne iş kazası sigortası vardı, ne emeklilik sigortası vardı, ne hastalık sigortası vardı. Bunların hepsini biz getirdik, iktidarımızda sizin hemşeriniz, komşunuz Özgür Özel’in partisi iktidarda olduğunda bütün kadınların gelecek kaygısı ortadan kalkacak, söz veriyoruz.

Zeytin üreticisinin bütün sıkıntılarını biliyoruz. Bu seneki büyük sıkıntıya hızlı bir şekilde doğrudan üreticiye prim desteği dane zeytinde 20 lira, zeytinyağına 50 lira olarak öneriyoruz. Bundan sonrası için bu iktidarı hep beraber değiştiriyoruz. Zeytinimizi, zeytinyağımızı dünya markası yapıyoruz. Hepinizin yüzünü de güldürüyoruz. Anlaştık mı? Hepinizi çok seviyorum, iyi ki varsınız. Ürünleriniz bereketli olsun. Sizin her birinize zeytin ağacı kadar uzun, zeytin kadar bereketli, zeytinyağı gibi sağlıklı ömürler diliyorum. Sağ olun, var olun.”

Özgür Özel: "Seçimin de değişimin de zamanı gelmiştir" 3

"İNSANLAR SESİNİ DUYURABİLECEKLERİ HER YERE KOŞUYORLAR"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, daha sonra Edremit’in Zeytinli Mahallesi’nde kendisini karşılayan vatandaşlarla bir araya geldi.

Özel, burada yaptığı konuşmada, “Kimsenin bu iktidara sabrı kalmadı. Bunun için insanlar sesini duyurabilecekleri her yere koşuyorlar. Bizi gördükleri her yere koşuyorlar. Biz kahvede konuşmak için geldik ama kahve konuşması sırasında buradan gençler, kadınlar ‘Başkan buraya’ diye tezahürat ettiler. Bir tane bank bulduk, üstüne çıktık, size sesleniyoruz” dedi.

Özel, şunları söyledi:

“Herkes şunu bilsin, böyle daha seçim zamanı gelmeden, her sokak arası mitinge dönüyorsa, seçimin de zamanı gelmiştir, değişimin de zamanı gelmiştir. Bu iktidarı mutlaka değiştireceğiz. Hem çiftçiler için köylüler için hayvancılıkla uğraşanlar için biz esnaflar için memurlar için emekliler için emekçiler için kadınlılarımız ve gençlerimiz için yepyeni bir yoldayız. Hep birlikte iktidarı yürüyoruz. YENİ Parti’yi hiç şüphe yok ki siz kurdunuz, milletimiz kurdu. Adını da siz koydunuz, ‘YENİ Partiyi kur’ dediniz kurduk. Cebimize partimizin bütçesini de siz koydunuz. Bu arabayı da otobüsü de siz aldınız. Partimizin arkasında aslanlar gibi duruyorsunuz. Siz bu partiyi kurduran, adını koyan, bütçesini oluşturanlar olarak, YENİ Parti’nin arkasında duruyorsunuz. Herkes şunu bilsin biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye kurmadık. Biz YENİ Parti’yi iktidar olsun diye kurduk. YENİ Parti’yi keyiften değil zaruretten kurduk. Çünkü partimizi 47 yıl sonra birinci parti yaptığımız için AK Parti’yi kurulduğu günden beri ilk kez yendiğimiz için ve adım adım iktidara gittiğimiz için partimizi adaysızlaştırmaya, kurumsuzlaştırma, adım adım iktidara yürüdüğünüz için partimizi adaletsizleştirmeye, kurumsuzlaştırmaya, lidersizleştirmeye çalıştılar.

En son yaptıklarıyla gazetelere, internet sitelerine erişim engelleri getirerek, partilere erişim engelleri getirerek, Halk TV’yi kapatarak, televizyonları kapatarak bizleri susturmaya çalıştılar. Ben içeride konuşurken dışarıdan bir slogan geliyordu, her şeyin çözümü o slogandadır. O da şu. ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.’ Yani Rize’deki çay üreticisi, Gaziantep’teki fıstık üreticisi, Manisa’daki üzüm, Giresun’daki, Ordu’daki fındık, Çukurova’daki pamuk, Trakya’daki buğday üreticisi tek başına kurtulamaz. Asla ve asla emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Gençler kurtulmadan bu memleket kurtulmaz. . Her meydanı doldurun, hep birlikte sesinizi yükseltin. Hepinizi çok seviyorum. Hep birlikte başaracağız.”

En Çok Aranan Haberler

Kapat