CHP'de gözler grup toplantısına çevrilmişti. Mutlak butlan kararı sonrası başlayan olağanüstü hal grup toplantısı sürecine de sirayet etmişti. Kemal Kılıçdaroğlu kanadı toplantı yapılmayacağını aktarırken itirazlarda bulunmuştu. Özgür Özel kanadı ise saatler öncesinden grup toplantısının gerçekleşeceği salonu doldurmaya başlamıştı.
Salonu dolduran partililer, 'kurultay' sloganı ve çeşitli sloganlar attı.
Özgür Özel büyük bir destekle grup toplantısının yapılacağı salona girdi. Partililer Özel'i 'Özgür Başkan' sloganlarıyla karşıladı. Kürsüye çıkan Özel'in açıklamalarından öne çıkan satır başları şu şekilde:
"Çok teşekkür ediyorum. Hepinizi saygıyla karşılıyorum, hepiniz iyi ki varsınız. Meclis çok grup toplantıları gördü ama bugün buradaki tablo ve Dikmen kapının önünde sıra bekleyen 3200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu bir grup toplantısı değildir, sahip çıkma bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma ve partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılarına karşı direnme, yürüyüşe geçme ziyaretidir.
3 haftalık aranın ardından milletin meclisinde olmamız gereken yerde, olmamız gereken kürsüdeyiz. Biz bildiğiniz gibiyiz, biraz daha ustalaştık taşı kırmakta dostu düşmanı birbirinden ayırmakta. Bugün her biriniz partiniz saatinin vidasından geliyorsunuz. Siz sokağı bilen sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi bilenlersiniz. Bizim görevimiz bugün bu tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değildir. Bizim görevimiz bu çatı altına direnci, mücadele ve umut seslerini taşımaktır.
Türkiye'nin 1 aylık enflasyonu dünyadaki 100 ülkenin 1 yıllık enflasyonundan fazladır. Yani ülke kötü yönetilmekte. Enflasyon sorunu dünyada çözülmekte, Türkiye'de tırmanmaktadır. Bunun sebebi liyakatsız kadrolar, iktidarı kaybetmemek için ardı arkasına gelmeyen siyasi operasyonlar. Türkiye'de artık millet kazandı denmeden bu kriz bitmeyecektir.
Milleti adaysız, milleti partisiz kurulsuz partiyi lidersiz ve seçimi alternatifsiz, rakipsiz, seçimlerin şeklen olduğu şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar. Ne yaşıyorsak, yaşadıklarımızın hepsi kulakta çınlayan zihinden gitmeyen ve asla kabullenemeyen bir gerçekliğin direnmesinden kaynaklanmaktadır. Yapılan iş bir sonraki cumhurbaşkanına, iktidara yapılan darbedir. Şimdi yaşanan o iktidara gelecek olan partiye darbedir.
3 yıl önce bu kara düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktık. 3 yıl önceki seçimde Tayyip Bey kendisi açısından böyle bir risk görmediği için partinin başına bunlar gelmiyordu. Bir daha kaybetmemeliyiz diyen anlayış, bu ülkede genciyle kadınıyla hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler. CHP'lilerin kazananıyla kaybedeniyle o seçimi boynunda yeni bir şeref madalyası vardı. Bizim kurultayımızda ilk kez Türkiye'de bir siyasi partinin genel başkanı bir yarışla değişti. Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye’de bir siyasi partinin genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı. İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil; yalnız kaldığında, içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur. Bu salonda bu öfke cümlesi yerine geleceğie yönelik umut sloganları atalım.
CHP büyük değişimden 4-5 ay sonra 47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi oldu ve kurulduğu günden beri AK Parti'yi yenen ilk parti oldu.
Bugün genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değil. 1.5 yıldır TGRT'den maaş alan, 1.5 yıldır her türlü haksız edepsiz yalanları köpürten birisi gelmiş basın danışmanı olmuş. Ferdi Zeyrek'in canıyla uğraştığı o gün, 'çarpıldı' diye karikatür çizen kadın, baba evinde çikolata dağıtıyor. Gülşah Durbay’ın namusuna laf atanlar o partide göbek atıyor alçaklar. Bizden birileri değil bir başkaları oturuyor orada. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor.
Hiçbir yerindeki yokum diyorsun ya Erdoğan, önümüzde TOMA'ları dizdiğin dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya sen o TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun.
Bu mesele CHP'nin iç meselesi değildir. Millet ile Sayın Erdoğan arasındaki meseledir. 15 Temmuz darbesine karşı ilk telefonu ben açtım AK Parti'ye. Yanımda 15 milletvekili arkadaşım vardı Meclis'i açtırdık. Darbecilere teslim olmayız dedik. Seçilmiş parlamentonun arkasında, darbenin tam karşısındayız dedik. Ertesi gün bize tarihi yayın yapanlar o günleri hatırlasın. Biz en büyük siyasi rakibimize darbeye karşı destek verdik. 'Biz bu darbenin hiçbir yerinde yokuz' demekle olmaz, darbeye karşı olunur.
Delegelere bin 200 tane cep telefonu dağıtıldı dediler bir tekini ispatlayamadılar, iddianameye giremediler. KİPTAŞ'tan konut dağıttılar dediler. Hadi gösterin dedik gösteremediler.
Dün sabah harekete geçmemizle birlikte 12:15'te 600 sayısına ulaştı delege. Delegenin hesabı ortada yakınlarının hesabı ortada. Bir selamımla bin imza yollayanlara helal olsun sonuna kadar yolları açık olsun. Bugün CHP'yi savunmak demokrasiyi savunmak CHP'yi kurtarmak Türkiye'nin gelecek umudunu kurtarmak.
Bugüne kadar asla ağzımı açıp cevap vermedim, kötü söz söylemedim. En kısa zamanda milletin, partinin talebi olan kurultay yapılır bu defter kapanır önümüzde bakılır iktidara yürünür. O iğrenç bıyıklı gelmiş TGRT'ci bu partide yıllarca çalışan hepimize emeği olan canım arkadaşlarımızı tazminatsız çıkartmış. Diyor ki bir inceleyeceğim. Gün gelecek ben o itirafı atan avukatları, basın danışmanını çok güzel inceleyeceğim.
Sözün sonu saflar nettir, otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir. Bundan sonra mücadele sürerse biz kazanacağız. Destek sürerse biz kazanacağız. Dayanışma büyürse biz kazanacağız, Türkiye kazanacak. Bu Meclis'e bir yazı yazılmış grubumuz yoktur diye. Grubumuz buradadır birdir bir aradadır ayaktadır. Bu grup iktidara yürüyüş grubudur.