ABD Başkanı Donald Trump’ın Oval Ofis'teki çalışma masasında oturduğu sırada çevresindekilerin ellerini uzatarak dua ettiği anların görüntüsü gündem oldu.
Sosyal medyanın konuştuğu görüntülerle ilgili iletişim uzmanı Necip Fazıl Ergüt'ten çarpıcı bir değerlendirme geldi. Ergüt, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:
"ABD yıllardır İran’a yönelik söylemlerini dini rejime karşı özgürlük mücadelesi olarak pazarlıyor.
İran’daki yönetimi dinci rejim diye hedef alıyor, dünyaya da bunu bir özgürlük ve demokrasi meselesi gibi anlatıyor.
Fakat aynı ABD’nin yönetim merkezi olan Beyaz Saray’da, Donald Trump için rahiplerin toplu dua seansı yaptığı görüntüler ortaya çıkınca insan ister istemez şunu sormak istiyor!
Dine karşı mücadele ettiğini söyleyen bir güç, kendi siyasetini dini ritüellerle tahkim ediyorsa burada nasıl bir tutarlılıktan söz edilebilir?
İşin daha ilginç tarafı, bu tabloyu Türkiye’de düşünmek bile mümkün değil.
Farz edelim ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan için sarayda din adamları toplanıp dua etse!
Türkiye’de bazı çevrelerin laiklik elden gidiyor diye nasıl bir kıyamet koparacağını hepimiz az çok tahmin edebiliriz.
Günlerce manşetler atılır, ekranlarda hararetli tartışmalar yapılır.
Türkiye’nin teokrasiye sürüklendiği iddiaları havada uçuşurdu.
Ama aynı sahne Washington’da yaşandığında kimse bunu bir laiklik tartışmasına dönüştürmüyor.
İşte dünya siyasetinin en belirgin çifte standardı tam da burada ortaya çıkıyor.
Bir başka dikkat çekici çelişki de şu!
İran’ın ruhani liderini hedef alan, onu ortadan kaldıran bir siyaset anlayışı, kendi liderini neredeyse ruhani bir figüre dönüştüren bir görüntü veriyor.
Rahiplerin elini Trump’ın omzuna koyarak dua ettiği sahneler, bir anlamda siyasetin kutsallaştırıldığı bir ritüele dönüşüyor.
Böyle olunca din siyasete karışmasın diyenlerin, dinin siyasete en görünür biçimde eşlik ettiği bu sahne karşısındaki sessizliği de daha anlamlı hale geliyor.
Aslında mesele din değil.
Mesele güç.
Güç sahipleri, işlerine geldiğinde dini gericilik diye damgalıyor, işlerine geldiğinde ise aynı dini sembolleri kendi siyasetlerini tahkim etmek için kullanmaktan geri durmuyor.
Bu yüzden bugün dünyada tartışılan şey laiklik ya da din değil, esasen kimin dininin meşru sayıldığıdır.
Velhasıl, İran’a din devleti diyerek savaş açanların kendi saraylarında dua halkaları kurması, çağımızın en ironik fotoğraflarından biridir.
Bu fotoğraf bize şunu hatırlatıyor!
Siyaset, gücü elinde tutanların dilinde çoğu zaman ilke değil, araçtır.
Ve araçların rengi de çoğu zaman hakikati değil, çıkarı gösterir.
Vesselam…"