Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu konusunda bir yandan mesafe koydu, diğer yandan seçim için kapıyı kapatmadı. İmamoğlu’nu “siyasi tutuklu” olarak görmediğini söyleyen CHP lideri, tutuklanmasını doğru bulmadığını da vurguladı. İmamoğlu’nun önündeki hukuki engellerin kalkması halinde olası cumhurbaşkanı adaylığı için temas mesajı veren Kılıçdaroğlu, “Yüzde 51’i nasıl alacaksınız? İş birliği yaparak” dedi.
CHP Genel Merkezi'nde Euronews'ün sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu hakkında, "Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra bu oldu diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Ki gidip [adaylığı için] oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır," diye konuştu.
İmamoğlu'nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirten CHP lideri, İBB Başkanı'nın yargılandığı yolsuzluk davasına atıfta bulunarak, "Kişi her yerde ve her ortamda hesap vermeye hazır olmalı. 'Her kör kuruşun hesabını vereceğim' diyecek," sözlerini dile getirdi.

Bununla birlikte İmamoğlu'nun tutuklanmasını doğru bulmadığını yineledi. Gözaltı sonrasında evini ziyaret ettiğini ve çıkışta yaptığı açıklamada da bu tutumunu dile getirdiğini belirterek, "Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim," dedi.
Kendisinin de yargılandığını ve mahkemeye giderek ifade verdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, yargılama sonucunda delil ve bulgulara göre karar verileceğini, belediye başkanının ise bu süreçte görevine devam etmesi gerektiğini savundu.
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde, iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi.
İmamoğlu'nun Yeni Parti'de bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, onun olası adaylığı etrafında bir araya gelip gelmeyecekleri sorusuna, "Onun için temas kurulması lazım. Görüşülmesi lazım," yanıtını verdi.
İşbirliğine açık olup olmadığına ilişkin takip sorusu üzerine, muhalefetin seçimi kazanabilmesi için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı:
"Şimdi yüzde 51'i nasıl alacaksınız? İş birliği yaparak. İş birliği yapmadan nasıl alacaksınız?"

2023'teki seçimlerde kendilerinin ittifak kurduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Erdoğan da yapmak zorunda kaldı," diyerek iktidarın da işbirliğine ihtiyaç duyduğuna işaret etti. Önümüzdeki seçimlerde de çoğunluğa ulaşmak için işbirliğinin gerekli olacağını söyledi.
İstişare ve müzakereye açık olduğu yönündeki değerlendirmeye ise "Her zaman," karşılığını verdi.
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "24 saat çok uzun bir süredir" sözünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, siyasi ilişkilerde ülkenin çıkarlarının belirleyici olması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
"Siyasette kin, öfke, düşmanlık olmaz. Siyasette tek şey vardır, önemli olan ülkenin çıkarları ve o ülkede yaşayan insanların huzuru."
Kılıçdaroğlu, 13 yıllık genel başkanlığının ardından kaybettiği kurultay öncesinde delegelere para verildiği veya konut temin edildiği iddialarını duyup duymadığı sorusuna, "Yok, hayır, herhangi bir duyum almadım," yanıtını verdi.
Kurultaydan yaklaşık 15 ay sonra kendisini şüpheye düşüren gelişmenin ne olduğu sorusuna ise "Beni şüpheye düşüren şey mahkeme kararı oldu," yanıtını verdi.
Para aldığı ve verdiği belirtilen kişilerin bunu kabul ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Sadece para alanlar 'Para aldık' diyor. Para verenler de evet parayı verdik diyor," dedi.
Mahkemenin kurultayı iptal edip yeniden yapılmasını istediğini belirterek, "Olay bu. Benimle hiçbir ilgisi yok," ifadesini kullandı.
İddialara ilişkin kendisine somut bir delil ulaşıp ulaşmadığı sorulduğunda, bu işlerle uğraşmadığını ve sürecin hiçbir yerinde bulunmadığını söyledi. Sorunun tekrarlanması üzerine, "Deliller bana değil, mahkemeye verilir. Ben ne yapacağım delilini? Kanıtı ne yapacağım ben?" yanıtını verdi.

Özgür Özel'le görüşüp görüşmeyeceği ve kendisine bir çağrısının bulunup bulunmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, görüşmenin mümkün olduğunu söyledi.
"Ahlaki temelli her türlü görüşmeye bizim kapımız açıktır," diyen Kılıçdaroğlu, Özel'in istemesi halinde bir araya gelebileceklerini belirtti: "Elbette Özgür bey görüşmek isterse elbette otururuz, konuşuruz"
Aralarında kişisel bir düşmanlık olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, her ikisinin de partinin yapısını, üyelerini ve belediye başkanlarını bildiğini ifade etti.
Yeni Parti'nin politikalarını eleştirip eleştirmeyeceği sorulduğunda ise il başkanlarına bu konuda talimat verdiğini açıklayarak, "'Asla ve asla eleştirmeyeceksiniz. Asla ve asla kavga etmeyeceksiniz' dedim. Bizim eleştireceğimiz yer iktidar," diye konuştu.
"Muhalefet muhalefeti eleştirir mi? Hayır eleştirmez," diyen Kılıçdaroğlu, temel hedeflerinin iktidarı değiştirmek olduğunu söyledi. "Özgür Bey doğruları söylerse, Özgür Bey'e de doğruları söylediği için teşekkür edeceğiz yani," ifadesini kullandı.
Muharrem İnce'nin CHP'ye dönüşü hatırlatılarak Özgür Özel için de aynı kapının açık olup olmadığı sorulduğunda Kılıçdaroğlu, parti ilkeleri ve ahlaki üstünlük vurgusu yaptı.
Kılıçdaroğlu, kendi genel başkanlığı döneminden Rahşan Hanım örneğini vererek, "Ben genel başkan olduktan sonra Rahşan Hanım da gelmişti baba ocağına," dedi.
Kişisel bir kavgasının bulunmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Partinin ilkelerine, altı oka kim sahip çıkıyorsa, ahlaki üstünlüğü kim savunuyorsa bizim başımızın üstünde yeri vardır," yanıtını verdi.
Kendisine yönelik ağır eleştirilere parti kültürünü korumak için yanıt vermediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü ben bu partinin kültürünü korumak zorundayım. Ben bu partinin geleneklerini korumak zorundayım," dedi. Eleştiriyle hakaret arasında ayrım yaptığını vurguladı.

Yargının siyasallaştığı yönündeki eleştirileri ve Ankara'dan İstanbul'a gerçekleştirdiği Adalet Yürüyüşü hatırlatılarak kurultay davasına yaklaşımının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, davayı siyasi bir süreç olarak görmediğini belirtti.
CHP lideri, para alışverişine ilişkin beyanların CHP'lilerden geldiğini ve bu kişilerin mahkemede para alıp verdiklerini kabul ettiklerini savundu:
"Parayı veren parayı verdim diyor. Parayı alan da parayı aldım diyor. Aldığım için de şuna oy verdim diyor. Bunun neresi siyasi?"
"Ortada siyasi bir görüş yok. Görüş farklılığı da yok ortada," diyen Kılıçdaroğlu, "Türkiye'deki bütün hukuk kitaplarına örnek dava olarak girecek bu," ifadesini kullandı. Mahkemenin partililerin beyanlarını dinledikten sonra kurultayın yeniden yapılmasına karar verdiğini savundu.
Beyanlarda para alışverişinin yanı sıra eğlence mekanlarına götürülme iddialarının da bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Pavyona götürdüler diyor, orada eğlendik de diyor. Hepsini anlatıyorlar bunlar. Ve hâkim de bunları dinliyor," dedi.
Yetki tartışmalarının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) görevinin sandık ve oy verme işlemleriyle sınırlı olduğunu, para alışverişi ve çıkar ilişkilerine ilişkin iddiaların diğer yargı mercilerinin alanına girdiğini savundu. YSK'nın bu yönde bir karar verdiğini söyledi.
Mahkeme kararına yaklaşımının yargıya güven duyduğu anlamına gelip gelmediği sorulduğunda ise "Kim söyledi yargıya güvenimin olduğunu?" yanıtını verdi.
Genel başkanın eleştirilebileceğini ancak hakaretin kabul edilemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, partiden ihraç edilen isimlere ilişkin de şöyle konuştu:
"Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenleri tuttum partiden attım. Buyurun beyler çıkın gidin mahkemede kendinizi savunun."

CHP tabanına ve Yeni Parti'ye yönelen seçmene mesajı sorulan Kılıçdaroğlu, vatandaşlarla bir araya gelerek yaşananları anlatacağını söyledi.
"Hepsini gezeceğim. Hepsine gerçekleri anlatacağım. CHP'nin ne olduğunu anlatacağım," diyen Kılıçdaroğlu, temiz siyaset ve hesap verme sorumluluğunu yalnızca CHP'lilere değil, diğer seçmenlere de anlatacağını belirtti.
Siyasetin halka hizmet etmek olduğunu, siyasetçinin kişisel çıkar sağlayamayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Siyasetçi cebini dolduramaz. Siyasetçi karanlık işlerle uğraşamaz. Siyasetçi getir biraz cebime para koy diyemez," dedi.
Bülent Ecevit'in sözlerini hatırlatarak, "Ne ezen ne ezilen. İnsanca hakça bir düzen. İnsanca hakça bir düzen kurmanın mücadelesini vermek zorundayız. Aksi halde parti parti olmaktan çıkar," ifadesini kullandı.
CHP ile AK Parti arasında da karşılaştırma yapan Kılıçdaroğlu, "AK Parti'ye kimse ahlaklı parti demiyor. Ama CHP'ye? En sert karşıtı bile CHP'nin ahlaki yapısına ses çıkarmamıştır. Bunlar düzgün insanlardır demişlerdir," dedi.
"Rüşvete kim bulaştıysa bu partide işi yoktur," diyen Kılıçdaroğlu, hesap verme konusundaki tutumunu şöyle anlattı:
"Hesap vermekten korkuyorsanız siz zaten bir şeyler yapmışsınız demektir. Hesap vermekten korkmayacağım. Hesap vermek kadar onurlu bir görev yoktur. Evet gittim ben bunu yaptım ve hesabını veriyorum diyecek."
CHP'nin Özgür Özel yönetiminde 2024 yerel seçimlerinden birinci parti çıkmasını değerlendiren Kılıçdaroğlu, sonuçtan memnuniyet duyduğunu ve Özel'in başkanlığı süresince çalışmalarını takdir ettiğini söyledi.
"Özgür Bey'in çalışmasını, eforunu her zaman takdir ettim," diyen Kılıçdaroğlu, itirazının seçimlerden sonra izlenen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karşılıklı ziyareti de kapsayan uzlaşma siyaseti için olduğunu belirtti. Birinci parti olmanın hemen ardından erken seçim çağrısı yapılması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, iktidarla müzakere yerine mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti ve "Seçimlerden sonra uzlaşma zemini arayınca ona karşı çıktım. Birinci parti olduysak derhal erken seçim çağrısı yapılmalıydı" dedi.
Özel'in daha sonra erken seçim çağrıları yaptığı ve tarih de verdiğinin hatırlatılması üzerine, çağrı yapmanın yeterli olmadığını söyledi: "Erken seçim tarihi vermeniz önemli değil. Erken seçime zorlayacaksınız."
Kılıçdaroğlu, iktidarı seçime zorlamak için bütçenin Meclis'ten geçirilmemesi gerektiğini savundu. O dönemki Özel yönetimine uyarısını, "Bütçeyi meclisten geçirmeyeceklerdi. Erdoğan'ın bütçesi meclisten geçmeyecekti. Bu konuda uyardım arkadaşları. 'Erdoğan'ın bütçesini meclisten geçirmeyin' dedim. Bunun direncini yapacaktınız. Bu konu da benim tarafımdan söylendi. 'Bütçeyi geçirmeyin' diye söyledim. Bütçeyi geçirdiler," sözleriyle anlattı.
Özel yönetimine yönelttiği erken seçim eleştirisinin ardından, kendisinin bugün iktidarı seçime zorlayıp zorlamayacağı ve bir erken seçim çağrısı yapıp yapmayacağı sorusuna ise CHP lideri şöyle yanıt verdi:
"Koşullar uygun olursa tabii. Bir erken seçim ne zaman istenir? Bir seçimden birinci parti çıktığınız zaman erken seçim istersiniz. Parlamentoda bunu her seferinde dillendirirsiniz. Şu anda bu koşullar uygun mu? Hayır. Niye uygun değil? Çünkü zamanında yapmadınız. Zamanında yapacaktınız. Halk o zaman ayaktaydı. Parti tek partiydi. Bilinçli bir kitlemiz vardı ve yüzde 38 gibi bir oy almışsınız. Belediye başkanlarınız var. Dolayısıyla siz onu zorlayacaktınız. Bütçesini meclisten geçirmeyecektiniz. Bunun direncini yapacaktınız."
Uyarılarının zamanlamasına ilişkin, "Taş yerinde ağırdır. Söz de yerinde ağırdır," diyen Kılıçdaroğlu, gereken adımların o dönemde atılması gerektiğini belirtti.
Kendisinin erken seçim isteyip istemediği doğrudan sorulduğunda, "Ben isterim. Ben her zaman isterim," yanıtını verdi.

Önümüzdeki kurultayda genel başkan adaylığına sıcak bakıp bakmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, henüz kurultay takviminin belli olmadığını hatırlattı.
"Ben hiçbir zaman ve hiçbir dönem 'Ben genel başkan adayıyım' demedim. İlk seçildiğim tarihten bu yana," diyen Kılıçdaroğlu, niyetinin sorulması üzerine, "Niyet göstergem de hiç olmadı. Ben bunu söylemediğime göre nasıl bir niyet olabilir?" yanıtını verdi.
Adaylığı reddetmediğinin belirtilmesi üzerine ise şöyle konuştu:
"Nasıl reddedersiniz? Delege derse ki şu kişi bize gelsin genel başkan olsun. Nasıl reddedeceksiniz?"
CHP'nin gelenekleri ve yerleşmiş kuralları bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Bu partinin temel özelliklerinden birisi de sıradan bir partilinin de yeri geldiğinde belli bir üslup içinde genel başkanı eleştirme özgürlüğüne sahip olmasıdır," dedi.

Okuyucu Yorumları 0 yorum